ZORUNLU DİN EĞİTİMİ VE AİHM KARARI

12 Eylül 1980 faşist cuntasının başı Kenan Evren konuşuyor:

             “ Benim sevgili vatandaşlarım, bundan böyle çocuklarınızın dini eğitimini devlet olarak üzerimize alıyoruz. Nitekim bunu anayasamızın 24. maddesine de açıkça yazdık. Dedik ki; Din ve Ahlak eğitimi ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve Ahlak bilgisi öğretimi ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.

             Anayasayı herkes okumayabilir sevgili vatandaşlarım, o yüzden bir kere de 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 12. maddesine yazdık, iyice belleyesiniz diye. (Türk Milli Eğitimi’nde laiklik esastır. Din Kültürü ve Ahlak Öğretim, ilköğretim ile lise ve dengi, okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer alır.) Hıristiyan ve Musevi vatandaşlarımın çocuklarını şimdilik bu dersten muaf tutuyoruz.

İst. Avcılar’daki bir devlet okulunun 7. sınıfında okuyan Eylem Zengin’in babası Hasan Zengin konuşuyor:

            “ Değerli devlet büyüklerim, yıl 2001. 1980 darbesinin üzerinde yıllar geçti. Dünyada çok şeyler değişti. Komünizm gelecek korkusuyla dine sarılanların koydukları yasaklar miadını doldurdu. İki kutuplu dünyanın yarattığı soğuk savaş günleri tarih oldu.

            Laik bir ülkede olmaması gerekir; ama siz hâlâ devletin okullarında zorunlu din eğitimi vermeye devam ediyorsunuz. Sünni İslam anlayışıyla, Hanefi Mezhebi esas alınarak hazırlanan bu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi bir Alevi olarak benim inanç sistemime uymuyor. Çocuklarımızı zorla Sünnileştirmekten vazgeçin. Gelin bizim çocuklarımızı bu dersten muaf tutun ya da bu dersin konularına Alevi, öğretisini de ilave edin. Madem kültür dersi diyorsunuz bizim Alevi kültürümüz de tüm diğer  kültürlerle birlikte kitapta yerini alsın.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti konuşuyor

            .” Yasalara karşı geldiğinin farkında mısın,  Hasan efendi? Otur oturduğun yerde. Aç 82 anayasasını oku. Madde 24. Kalktın bana dava açtın da ne oldu? En son Danıştay da kararını açıkladı. Ne kaldı  şimdi önünde, Avrupa İnsan hakları mahkemesi..  Hadi Hasan Efendi hadi, devleti meşgul etme işimiz gücümüz var.”

                                                           *     *     *

Hasan Zengin AİHM’DE davayı açtı. Uzatmayalım sonunda AİHM kararını açıkladı ve dedi ki; “Türkiye’deki Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi tarafsız değildir ve mahkememiz hükmünü vermeden önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın davaya konu ders kitaplarının tarafsız, eleştirel ve çoğulcu anlamda konulara bakıp bakmadığı incelendi.

             Ders programlarında en büyük önceliğin diğer felsefe ve dinlere oranla İslam’a verildiği görüldü. Öğrencilere, Kur’an-ı Kerim’den sureler çalışmaları ve ezberlemelerinin istendiği, günlük ibadetin (Namaz) resimli bir biçimde okutulduğu ve bunlardan öğrencilerin yazılı testlerden geçirildiği görüldü. Din eğitim programlarının ebeveynlerin inançlarına saygı gösterilmemesi insan hakları ihlalini doğurur.”

             SONUÇ: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Ek-1 Protokolünün 2, maddesinin 2, cümlesine göre başvuranın haklarının ihlal edildiği kararına varıldı. Devlet 2910 Euro,  mahkeme masrafını o günkü döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevirerek Zengin’e ödemeyi kabul etti.  Bir şeyi daha kabul etti: Dersin müfredatını değiştirerek kitaplarda Aleviliğe de yer vermeyi… Peki devlet verdiği sözü  yerine getirerek, gerekli değişikliği yapıp da alevi inancına kitaplarda yer verdi mi? Verdi; ama Alevilik ile ilgili yer verdiği bu bilgilerin de Sünni İslâm açısından verilen bilgiler olduğu, Aleviliği tam ve doğru olarak yansıtmadığı iddiası ile dava bir başka ekip tarafından yeniden ele alındı.

            Tarih 22 Haziran 2005. Türk vatandaşı Mansur Yalçın ve 14 arkadaşı, dönemin milli eğitim bakanına başvurarak bakanlığın, Alevi kültür ve felsefesini dikkate alarak, zorunlu Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi dersi programını gözden geçirmesini ve Alevi kültürünü de derslere ilave etmesini talep ettiler. Milli eğitim bakanlığı bu talepleri dikkate almadı. Bununu üzerine Ankara İdare Mahkemesi’ne yürütmeyi, durdurma davası açıldı.

            Bu başvuru da “ Alevilik bir din değil, kültürdür” denilerek ret edilince dava Danıştay’a götürüldü. Danıştay’ın 2010 tarihinde verdiği ret kararı ile iç hukuk yolları tükenen aileler davayı Şubat 2011’de AİHM’E taşımak zorunda kaldılar. Din derslerinde Sünni inanışın öne çıkarıldığını, diğer inanışlara sahip ailelerin çocuklarının ise bu dersleri almasının zorunlu olduğunu belirterek hem adil eğitim hakkının hem de inanç ve ifade özgürlüğünün  çiğnendiği iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne baş vurdular.   Mahkeme, nihayet 16 Eylül 2014’te kararını açıkladı.

KARAR: “Türk eğitim sisteminin,  değişik din ve görüşleri hala eğitim sisteminde hayata geçirmediğini vurgulayarak Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2 maddesi olan eğitim hakkını ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme geçmişte Hasan Zengin ve Eylem Zengin’in açtığı davada da Türkiye’nin mahkum olduğunu belirterek, en kıs zamanda eğitim sisteminde gereken değişikliği yapılara, istemeyen öğrencilerin hiçbir gerekçe göstermeden Din ve Ahlak Bilgisi derslerine  girmeme haklarının verilmesine oy birliği ile karar verdi. Kararda ayrıca AİHM kararlarının uygulanması zorunluluğunu düzenleyen 46’ncı maddeye atıfta bulunularak, Türkiye’nin bu konuda adım atma yükümlülüğü hatırlatıldı.

            Şimdi bir kez daha top devlette, daha doğrusu AKP hükümetinde…  1)Taraflar davayı beş yargıçtan oluşan Büyük Daireye götürmeyi istemediklerini beyan ederse, 2) Birinci mahkeme kararı üç ay içinde Büyük Daireye götürülmezse, 3) Büyük Daire  istemi ret ederse bu üç durumda karar kesinlik kazanacak ve hükümet kararı uygulamak zorunda kalacaktır.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir