ZAMANIN DUVARLARINI AŞAN YAZAR: ORHAN KEMAL!

Bazı yazarlar vardır, günün kahramanlarıdır. Çağında yaşarlar, ölümünden sonra unutulup giderler. Bazı yazarlar vardır ki, onlar klasik olurlar, çağlar boyunca yaşamlarını yapıtlarıyla sürdürürler. Türkiye’de bu anlamda klasik olmuş çok az yazar var.
Yakup Kadri, Reşat Nuri, Halide Edip, Nazım Hikmet, Orhan Veli, Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Aziz Nesin bunlardan birkaçı…
Nazım Hikmet’in Bursa Cezaevi’ndeyken yetiştirdiği bir başka büyük isim var ki, romancı tarihe kalıcı izler bıraktı:
Orhan Kemal…
72. Koğuş, Hanımın Çiftliği, (Bekçi) Murtaza, Orhan Kemal’i ölümsüzlüğe taşıyan başlıca yapıtları…
Nilüfer Belediyesi, 2013 yılından bu yana çok güzel bir gelenek başlattı.
Her yıl bir yazarı ağırlıyor.
Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Yaşar Kemal ile devam eden süreç Orhan Kemal’le devam edecek. 2017 yılında Bursa’da Orhan Kemal konuşulacak, bu önemli yazarın yapıtlarını okuyacak, içeriklerini tartışacak. Geçen günlerde, Orhan Kemal’in iki oğlu ile birlikte basının karşısına geçen Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Orhan Kemal için “Zamanın duvarlarını aşan yazar” nitelemesinde bulundu. Bu organizasyonun başında bulunan Kütüphane Müdürü Şafak Pala’nın sunumunun ardından, Orhan Kemal’in iki oğlu, Nazım Kemal ile Işık Öğütçü konuştu. Nazım Kemal Öğütçü, adını Nazım Hikmet’ten aldığını anlattıktan sonra “Babam, 3,5 yıl Nazım Hikmet okulunda eğitim gördü” dedi. Işık Öğütçü ise Orhan Kemal’in babasının, yani dedesinin 1918 yılında Kirmasti (Mustafakemalpaşa) Kaymakamı olduğunu, kendisinin de Bursalı bir kadınla evlendiğini söyledi. Diyeceğim o ki 2017 Ocak ayına büyük yazar Orhan Kemal’le başladık, yıl boyunca onunla bu birlikteliğimiz sürecek… Bu şehirde yaşayan herkesin 2017 yılında bir Orhan Kemal okuması dileğiyle diyerek sonlandırayım bu yazıyı… Bu yazının dip notu: Çölde bir vaha Nilüfer Belediyesi… Boğulduğumuz, baskı ve sansürün işlediği bir dönemde Mustafa Bozbey’i ve ekibini dinlemek, Nilüfer’de nefes alıp vermek insana iyi geliyor.
SPK’DAN KERVANSARAY AÇIKLAMASI!
Sn. Yüksel BAYSAL,
YeniDönem gazetesinde 26 Ocak 2017 tarihli yazınızda Kurulumuzu töhmet altında bırakan: “Durumun farkına varan SPK, yapılan işlemlerin yanlış olduğunu öne sürerek şirkete yüklü miktarda ceza kesti. İddia odur ki, o dönemde SPK yönetiminde bulunan ve paranın izini süren FETÖ mensupları, Sayılgan Ailesi’nden “himmet parası” istediler. “Eli sıkılığıyla” bilinen Ertan Sayılgan bu parayı vermeyince de işleri içinden çıkılmaz noktaya getirdiler. Yasal süreçle ilgili sıkıntılar yaşayan Kervansaray grubu, kredi kullanmakta da zorluk yaşamaya başladı. Para muslukları kapanınca da kredi verenler, paralarını geri istemeye başladılar. İşte o süreç, icra yoluyla satışa kadar geldi” ifadeleriniz yer almaktadır. Yazınızda Kurulumuza atfen ifade ettiğiniz tüm hususlar gerçeği yansıtmadığı gibi ağır bir ithamı da taşımaktadır. Öncelikle bilmeniz gerekir ki adı geçen Şirket 2013 yılında SİS Sayılgan İplik Tekstil Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ni devralma suretiyle birleşme talebiyle Kurulumuza başvurmuş, Kurulumuz ilgili mevzuatta öngörüldüğü şekilde Şirkete Borsa’daki azınlık paylara da çağrı yapma koşuluyla izin vermiştir.
Kervansaray A.Ş., SİS. A.Ş.’yi bünyesine katmış ancak Kurulumuzun ŞART KOŞTUĞU AZINLIK ORTAKLARA ÇAĞRI YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ YERİNE GETİRMEMİŞTİR. Kurulumuzun müteaddit defalar uyarılarına ve idari para cezası (idari para cezaları kamu hazinesine ödenmektedir, şirket bu cezaları da ödememekte ısrarını sürdürmektedir) uygulamalarına rağmen yükümlülüğünü bugüne kadar yerine getirmemiş, binlerce küçük ortağını mağdur etmiştir. Kurulumuzca alınan tüm kararları o günden bu yana yargıya taşımış tüm mahkemeler, Kurulumuz kararlarının doğruluğunu teyit etmiştir. Olayın aslı bu iken “SPK yönetiminde bulunan ve paranın izini süren FETÖ mensupları, Sayılgan Ailesi’nden himmet parası istediler” cümlenizin çok acil aydınlatılması ve varsa faillerin ortaya çıkarılması, yoksa da bu ithamın düzeltilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda iddianızı tevsik eden tüm bilgi ve belgelerin en geç 48 saat içinde Cumhuriyet Savcılığı’na teslim edilmesi ve bir örneğinin Kurulumuzun Ankara merkez adresine gönderilmesi gerekmektedir.
Yazımızda belirtilen huşular yerine getirilmediği takdirde yasal haklarımızı kullanacağımız konusunda bilgi edinilmesi ve gereğini rica ederim.” Dr. Vahdettin Ertaş imzasıyla gönderilen SPK açıklaması böyle… Yazının içeriğinde de belirtildiği gibi Türkiye’nin önemli bir kurumunu töhmet altında bırakmak gibi bir amacım yok, asla da olamaz. Ancak her kurumda FETÖ adına iş yapan pek çok “militan görevli” vardı. Nitekim yapılan bazı operasyonlarda gözaltına alınan SPK çalışanları da oldu. O yazı, bu ihtimalin de yetkililer tarafından araştırılması için bir uyarı olarak kabul edilmeli…
Yoksa kurumsal bir yanlıştan söz edilmedi. Zaten orada herhangi bir kişi ismi de zikredilmedi. Ama yine de kurum çalışanları bu yazıdan alınıp, üzüldüyse onlardan özür diliyorum.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir