Yeni bir yıla girerken

Author Image
Hamza Oğuzer
Yeni bir yılın arifesindeyiz. Acılarıyla, sevinçleriyle koca bir yılı geride bırakıyoruz. Ümit ve heyecanla beklediğimiz yeni yılın, eskisini aratmamasını diliyoruz.
Çünkü giden yılda çok büyük acılar yaşadık; hem ülkemizde hem dünya genelinde. Dünyamızda savaş, açlık, yolsuzluk, yoksulluk, hiç hız kesmedi. Canlı bombalarla öldürülen siviller, tecavüz edilen ve köle gibi pazarlarda satılan kadınlar, kurbanlık koyunlar gibi boğazlanan insanlar… İlle de savaşın en masum, en suçsuz en günahsız kurbanları; çocuklar…
*   *   *
TC Anayasası madde 3: “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür.” Der. Ülkemiz için şimdilik bir bölünme tehlikesi yok; ama milletimiz için aynı şeyi söylemek o kadar kolay değil. İktidarın ve muhalefetin sıkça ve sorumsuzca kullandığı siyaset dili, toplumu öylesine iki kampa ayırdı ki bu ayrışma, geleceğimizi açıkça tehdit etmeye başladı.
Bugün, çok açık biçimde Cumhuriyetçilerle, Neo-Osmanlıcıların savaşına tanık oluyoruz. Türkçeye karşı Osmanlıca, Latin alfabesine karşı Arap alfabesi savunusu, artık bir meydan okumaya dönüştü.
Şu Yılbaşı konusunda yaşadığımız ayrışmaya bakar mısınız? Üniversiteli bazı gençler İst. Ün. Beyazıt Kampusu önünde halka sesleniyorlar:”Müslüman uyan inancına sahip çık.” Noel Baba maketi yapıp eline de şu pankartı tutuşturmuşlar “Ben içinizdeki bombayım.” Millî Eğitim Müdürü olan bir zat, öğretmenlere attığı SMS’lerde:” Hıristiyanlık propagandası olan Noel -Yılbaşı kutlamalarının, çocuklarımızın bilinçaltını işgal etmesine fırsat vermeyecek millî bir hassasiyet sergileyeceğiniz için şimdiden teşekkür ederim.”diyor. Saadet Partisi Van İl Başkan’ı ise;” Müslüman mahallesinde salyangoz satan arızalı zihinlerin ürünü olan Noel ve Yılbaşı kutlamaları Allah’a ( c.c.) isyan, harama davetiye çıkarır.”diyor.
Milli Gazete “Dur! İsyan etme.” Diye insanları uyarıyor ve ekliyor:” Yılbaşı yaklaştıkça rezilliklerin dozajı giderek artıyor. Maksatlı bir şekilde Müslüman ülkelere pazarlanan yılbaşı rezaleti bu yıl da zinanın, alkolün, kumarın ve her türlü haram fiilin adresi olmaya hazırlanıyor.” Yılbaşı kutlamalarına bu kadar karşı olanlar, kendileri de benzer bir yol izliyor ve 31 Aralık akşamını Mekke’nin Fethi” adı altında Alternatif Yılbaşı olarak kutluyorlar. Miladi 1 Ocak tarihini Mekke’nin fethi olarak ele alıyorlar.
Oysa en önemli İslam kaynakları bile Hz. Muhammed’in Miladi 1 Ocak’ta 10.000 kişilik bir kuvvetle Medine’den çıktığını ve 11 Ocak’ta Mekke’ye girdiğini yazıyor. Yani Mekke’nin fethi Miladi 1 Ocak değil, 11 Ocak’tır. (Hicri: 20 Ramazan 630)  Buna rağmen hâlâ inatla: “Miladi takvime göre 1 Ocak tarihi, Mekke’nin fetih yıldönümüdür.” Diye yazabiliyorlar.
Müslümanların, kendi dinî ve millî tarihlerindeki önemli günleri kutlamaları en doğal haklarıdır. Fakat o günleri, karşı çıktıkları bir kültürün günlerine bir alternatif gibi sunmaları ve tarihler üzerinde oynamaları yanlıştır. Noel, Hıristiyanların, peygamberleri Hz. İsa’nın doğumunu kutladıkları gündür. Kutlama tarihi ise,  25 Aralık’tır. Bunun 31 Aralık akşamı kutlanan yılbaşı ile hiçbir ilişkisi yoktur.  Yeni Yıl kutlamaları, kapitalizmin,  insanlara dayattığı tüketimi körükleyen günlerden biridir. “Tüketiyorum öyleyse varım” diyenlere bir sözümüz yok.  2015 yılı, üreterek var olanların tüm beklentilerinin gerçekleştiği bir yıl olsun.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir