YAŞAR KEMAL’E VEDA

Author Image
Hamza Oğuzer
92 yaşındaydı. 14 0cak 2015 tarihinde solunum yetmezliği ve kalp ritmi bozukluğu teşhisi ile İst. Üniversitesi Tıp Fakültesinde solum cihazına bağlandı.48 gün ölüme direndi. Ancak 28 Şubat 2015’te Türk Edebiyatının bu zirve ismi, aramızdan ayrıldı. Sadece Türk edebiyatı için değil, dünya edebiyatı için de büyük bir kayıptı. Nobel’e aday gösterilen ilk yazarımızdı. O, bu toplumun Apti Ağa’ya direnen İnce Memet’ydi.
Yaşadığı sürece ağalığa, şeyhliğe, her türlü gericiliğe ve ırkçılığa karşı sürdürülen mücadelede o vardı. Yoksul köylülerin, sömürülen emekçilerin, bin türlü haksızlığa uğramış insanların dili oldu.  Kendi deyimi ile söylersek; O, bu dünyada bedeni kadar değil, yüreği kadar yer kapladı. Her koşul altında umutsuzluktan umut doğurmayı bildi. Sanatın, bir başkaldırı olduğunun bilincindeydi.
O bir sosyalistti. Her zaman sorunlara sınıfsal açıdan baktı.
Irkçılıktan, savaştan nefret etti. Hep barıştan, bir arada özgürce yaşamaktan söz etti. Dünya’yı bin çiçekli bir kültür bahçesi olarak düşündü. Nasıl her bir çiçeğin ayrı bir rengi, ayrı bir kokusu varsa; her kültürün, her dilin de öyle bir güzelliği var diye düşündü.
Türkmen köyünde yaşayan tek Kürt ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi (1923) 4 yaşında babasının cami avlusunda gözleri önünde üstelik evlatlığı tarafında bıçaklanarak öldürülmesine tanık oldu. Dili tutuldu; birkaç yıl konuşamadı. Bir yıl sonra kaza sonucu bir gözünü kaybetti.Yoksuldu, çalışmak zorundaydı; ortaokul  üçüncü sınıfta iken eğitimini yarım bırakmak zorunda kaldı. Fakat edebiyata düşkündü, okumayı seviyordu, Şiirler yazıyor, derlemeler yapıyordu.
Onun hem edebiyat dünyası ile hem sosyalist düşünceyle buluşması tamamen bir rastlantı sonucu gerçekleşti. Tanıdığı insanlar onun önünde yepyeni ufuklar açtılar.
O, tüm yeteneğini, azmini, inancını kullanarak bu yolda yürüdü ve başardı. Eğitimlerini yurt dışında tamamlamış 1929’da yurda dönmüş; 1942’de faşizme karşı oluşları ve Türkiye Komünist Partisi’yle ilişkileri yüzünden Adana’ya sürgüne gönderilmiş olan Arif ve Abidin Dino kardeşler onun ilk yol ışıkları olmuştur.
Bu iki güzel insan, yerel kültürle beslenmiş olan bu genç insanı Batı kültürü ile tanıştırmış, onu dünya edebiyatı ile buluşturmuşlardır. Asker de karşısına çıkan Mehmet Ali Aybar onu sosyalist düşünce ile tanıştırmıştır.
Cumhuriyet gazetesi sahibi Nadir Nadi, onu Çukurova’dan çıkararak tüm Anadolu ile kucaklaşmasını sağlamıştır. Musevi kökenli ilk eşi Thilda (Tilda Kemal) onu en büyük şansı olmuştur.
Türkçe, İngilizce, Fransızca ve İspanyolca bilen ve  eşinin 17 kitabını yabancı dillere çevirerek O’nu ülke sınırları dışına taşımış ve kendisini tüm dünyaya tanıtmıştır. Günter Grass, Cengiz Aymatof, Mitterant’ın dostluklarını da unutmamak gerekir.
Kısaca Yaşar Kemal, çok şansız bir şekilde başladığı hayatını, özünde var olan yeteneğini kullanarak, güzel insanlarla,  güzel dostluklar kurarak en iyi şekilde tamamladı. Ruhu şad olsun, ışıklar içinde yatsın.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir