VANDAL

Author Image
Hamza Oğuzer
Vandal: 1.Miladın başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda acımasızlığı ile ün salan, Doğu Germen Halkı. 2. (mec.) Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan; bunların değerini bilmeyen kimse veya topluluk. (TDK Türkçe Sözlük)
Adı, bizim için çok da önemli değil; fakat kendisi için çok önemli olmalı ki tarihte bir iz bırakmak istemiş. Erasmus öğrencisi olarak gittiği İtalya – Roma’daki bir açık hava müzesinde, tarihi bir sütun üzerine, elindeki bozuk para ile adını-soyadını kazımış. Olaya tanık olan turistler hemen durumu İtalya güvenlik kuvvetlerine bildirmişler.
Türk öğrenci yakalanmış, karakolda geçirdiği gecenin sabahında mahkemeye çıkarılmış. 200 Euro ceza ödedikten sonra serbest bırakılmış. Cezası bununla bitmemiş, bir de Roma Belediyesi’ne 2000 Euro tazminat ödemek zorunda bırakılmış. İtalya’nın Corriere della Sera gazetesi yaptığı haberde “ ”İki gün önce tutuklanan Vandal, böylece sütunlara kazıyarak adını ebedileştirdi ” gibi ifadeler kullanmış.
“Bir musibet,  bin nasihatten evlâdır.”  Öyle de olmuş. Bu olaydan sonra Türkiye’nin Roma büyükelçiliği, facebook hesabından şöyle bir uyarı notu yazmak zorunda kalmış. “Son zamanlarda İtalya’ya turistik gezi amaçlı gelen vatandaşlarımızın, fotoğraf çekmek için açık hava müzesi veya ören yerlerindeki tarihi eserlere zarar verdikleri, ziyaret kurallarını ihlâl ettikleri nedeniyle tutuklanması, mahkemelere sevk edilmesi ve para cezasına çarptırılmaları gibi olaylarla karşılaşılmaktadır.” denilerek gelenlerden, ziyaret kurallarına uygun hareket etmeleri istenmiştir.
Bu durum bana, yurt dışına gittiğimde karşılaştığın iki olayı hatırlattı. Fotoğraflarını da çekmiştim; ama bu köşeye koymam mümkün değil. Hollanda’nın başkenti Amsterdam’daki tarihi bir kiliseyi görmek için dar bir sokağa girmiştik. Bir binanın duvarında, yerden bir metre kadar yükseklikte kırmızı boya ile yazılmış kocaman  “DEV-GENÇ” yazısını görünce çok şaşırmıştım.  Meğer Avrupa’ya devrim ihraç etmişiz de haberimiz yokmuş.
Avusturya’nın başkenti Viyana’dayız.  SİSİ’NİN SARAYI’NI gezdikten sonra arka bahçeye çıkıyoruz. Bahçe, ünlü bir ressamın elinden çıkmış bir tabloyu andırıyor.  İleride, giderek yükselen yemyeşil bir tepe… Tepenin doruğuna doğru çıkan yüzlerce turist… Onlarla birlikte, biz de tepeye doğru çıkıyoruz. Tepede kocaman heykeller var. Üç delikanlı, o devasa heykellerin tepesine çıkıp oturmuş, aşağıdaki manzarayı izliyorlar.   Yanımdaki arkadaş, “Bahse girerim, o gençler Türk’tür.”dedi.   “Yok, canım” dedik. Kendimize yediremedik. Fakat yaklaşınca, arkadaşımızın haklı olduğunu gördük. Onlar, Viyana kapılarından dönen Osmanlı’nın torunlarıydı.
Ülkemizde böyle değil miyiz? Ağaçlara, parklardaki banklara, okuldaki sıralara,  adımızı kazımak, kalpler çizmek, duvarlara olmayacak şeyler yazmak… Genel tuvaletlerin kapılarına içerden akla ziyan bin türlü ayıp şeyler yazmak. Bunların küçük ve önemsiz şeyler gibi göründüğüne bakmayın. “Sinek de küçük; ama mide bulandırır” derler.  Her şey, böyle küçük olarak başlar, sonra giderek büyür.
Gün gelir, Afganistan’da Taliban olur,  Suriye’de IŞİD olur…  Sonra ne olur? Sonrasında Taliban kalkıp, Bamiyan’daki 36 ve 53 metre yüksekliğindeki BUDA heykellerini dinamitle havaya uçurur. IŞİD ise, 2200 yıllık tarihi Hantra ve Almira kentlerini tahrip eder, Almira’nın baş arkeologu Halid Esad’ın kafasını keser ve 2000 yıllık Zafer Anıtı’nı havaya uçurur. İşte bu, Vandallıktır.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir