VAKİTSİZ ÖTEN KUŞ

Author Image
İzzet Dede
Geçen Çarşambadan devam
Cevap veren hizmetkâr “Sen beni  yeni tanıdın,
Çiftçi  adamı karşısına  alarak “ seni işe aldığım gün on araba gübreyi bir iki saat te tarlanın her köşesine mükemmel bir şekilde attın. Ama diğer verdiğim işleri yapamadın, berbat ettin” demiş. Cevap veren hizmetkâr “Sen beni  yeni tanıdın, ben her işi yaparım dedim  ama her işi  iyi  yaparım  demedim. Yaşamak  için  çalışmam gerekiyordu. Onun için her işi yaparım dedim. Oysa ben ömrüm boyunca diğer işleri beceremedim hep yü-züme gözüme bulaştırdım. Bir  tek  bok  atma işinde  başarılı oldum. O nedenle, ömrüm bu güne kadar hep bok atmakla geçti” diye cevap vermiş.
Kendisine devamlı  arar veren bu kötü adam göreve devam ederse yakında  ocağı-na incir dikileceğini anlayan çiftçi,soruna çare aramaya başlamış. Bir gece evinde yaşlı anası ve karısıyla  toplantı  yaparak  tartışmışlar. O devirde henüz takvim yokmuş, söz-leşmeler mevsimlere veya geleneklere göre yapılıyormuş. O zamanlar  KUKUK  kuşları denen kuşlar varmış ve bu  kuşlar belli bir  mevsimde  öterlermiş, başka zaman ötmez-lermiş. O  köydeki  sözleşmelerde  genelde  KUKUK  kuşlarının  ötmeye başladığı güne  kadar yapılırmış ve bu kuşların öttüğü  duyulunca  sözleşmelerin  sona erdiği anlaşılır-mış. Bu hizmetkârın sözleşmesi de “KUKUK’LAR  ÖTENE” kadarmış. Toplantı sırasın-da  söz  alan  çiftçinin  yaşlı  anası “ oğlum bu  hizmetkârın sözleşmesi KUKUK  kuşları ötene  kadar değil mi”?  diye sormuş. Çiftçi “öyle anne” diye  cevap vermiş. Yaşlı kadı-nın gözleri  birden  ışıldamış  ve “ çareyi  buldum ” diye heyecanla  haykırmış. “ Oğlum bizim evin önünde büyük bir elma ağacı yok mu ?” Çiftçi “var anne” demiş. Yaşlı kadın “ işte yarın sabah ben o ağacın tepesine çıkarım  KUKUUK, KUKUUK DİYE  öterim, hiz-metkâr  bunu duyar, sözleşmesinin bittiğini anlar, sende gördün mü bak  Kukuklar öttü sözleşmen bitti dersin, daha  fazla  zarar vermeden kendisinden kurtuluruz” diye muh-teşem buluşunu oğluna ve gelinine anlatmış, onları bu buluşu uygulamaya  ikna etmiş. Ertesi sabah yaşlı kadın elma ağacına çıkarak “ KUKUUK, KUKUUK “ diye ötmeye başlamış. Hizmetkâr sesin geldiği tarafa bakmış, birde ne görsün ağasının yaşlı anası elma ağacının  tepesinde  KUKUUK, KUKUUK diye bağırıyor. Bunun kendisinin işi bırakması için  bir  tezgâh  olduğunu  anlamış, belinden  tabancasını  çıkararak ve  “ BEN  BÖYLE VAKİTSİZ  ÖTEN KUŞUN ANASINI ŞEYDERİM ” diyerek üç el ateş etmiş ve yaşlı kadını vurmuş. Vurulan kadın ağaçtan düşerek ölmüş.
İhtiyacı  olmadığı  halde  mevcut  kazancıyla  kanaat  etmeyerek  başkalarıyla  yarış  etmeye  ve  herkesten  zengin  olmaya  çalışan aç gözlü haris çiftçi sonunda herkesten zengin olamadığı gibi, hem elindeki  malın  bir kısmını, hem yaşlı  anasını, hem de mut-luluğunu  kaybetmiş. Sonu iyi olmamış. Allah sonunu hayretmemiş.
Kaynak kişi : Nahide Dede

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir