ÜSTÜ KALSIN

Author Image
Hamza Oğuzer
Cemalettin Seber, (Cemal Süreya) 1931 yılında, Hüseyin ve Gülbeyaz çiftinin ilk çocukları olarak Erzincan’a bağlı Pülümür’de dünyaya geldi. Ailesi daha sonra Erzincan merkezine yerleşti. 1937/38- Dersim olaylarının ardından Erzincan’da ikamet eden ve isyanla hiçbir ilgisi olmayan alevi-kürt kökenli birçok aile ile birlikte Seber ailesi de sürgüne gönderildi.
Cemalettin, 7 yaşındaydı. Fakat yaşananlar o çocuk bilincine çok güçlü bir şekilde kazınmış olmalı ki yıllar sonra yazdığı bir mektupta şöyle diyordu: “Bizi bir kamyona doldurdular. Tüfekli iki erin nezaretinde. Sonra, o iki erle yük vagonuna doldurdular. Günlerce yolculuktan sonra bir köye attılar. Tarih öncesi köpekler havlıyordu. Aklımdan hiç çıkmaz o yolculuk, o havlamalar, o polisler… Annem sürgünde öldü, Babam sürgünde öldü.” Bindikleri o yük tireni, nereye gittiklerini bilmeyen yaşlı, genç, çocuk yüzlerce insanla doluydu.
Bilecik’e geldiklerinin altıncı ayında, 23 yaşındaki anneleri öldü. Sürgünlerin 13 yıl boyunca iskân bölgelerini terk etmeleri yasaktı. Baba, okusun diye 7 yaşındaki oğlunu İstanbul’a gönderdi. Cemalettin, Hasan Amcasının yanında, Beyoğlu’nda, bir ilkokula yazıldı.
İki yıl sonra baba, iki kızını da alarak İstanbul’a geldi.  Fakat kısa bir süre sonra bir gece kaldıkları evi polisler bastı. Geceyi emniyette geçirdiler. Ertesi gün bütün aile,  jandarma eşliğinde tekrar Bilecik’e gönderildi.
Cemalettin, İlkokulun son sınıfında iken, babasından habersiz girdiği parasız yatılı sınavını kazandı. Ortaokulu Bilecik’te, Liseyi İstanbul’da okudu. Ankara Üniversitesi,  Siyasal Bilgiler Fak. Maliye ve İktisat Bölümünü bitirdiği yıl Eskişehir Vergi Dairesinde göreve başladı.  1957’de babası bir trafik kazasında öldü. Bu ölüm, bir şiirine şöyle yansıdı:
“Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü, kör oldum.
Yıkadılar, aldılar, götürdüler.
Babamdan ummazdım bunu, kör oldum.”
Memur olarak devletin değişik birimlerinde çalıştıktan sonra 1982’de emekli oldu. Herkes onu, bu bürokratik kimliği ile değil, daha çok, şair ve eleştirmen kimliği ile tanır.
O,Türk şiirinde, Garipçilere ve 1940 toplumcu-gerçekçi Türk şiirine, 50’li yıllarda bir tepki olarak doğan; yeni imgeler, çağrışımlar, soyutlamalar ve söyleyişlerle örülü 2.Yeni akımının kurucularından ve önemli temsilcilerinden biridir. Yazar, çevirmen, şair ve eleştirmendir..
Yazı ve şiirlerinde Cemal Süreyya adını kullandı. Bir gün arkadaşıyla girdiği bir iddiayı kaybedince, verdiği söz gereği Süreyya’daki iki y’den birini sildirdi. O günden sonra adı, hep Cemal Süreya, olarak kaldı.  53 sayı çıkarabildiği Papirüs Dergisi, dönemin önemli edebiyat dergilerinden biriydi.
Bir ara, kültür bakanlığı “kültür kurulunda” ve TDK edebiyat ödülleri jürisinde görev aldı. Şiirleri 6 kitapta, düzyazıları,  12 kitapta toplandı. İki antoloji hazırladı.
Çeviriler yaptı. Politika, Aydınlık, Yeni Ulus gazetelerinde ve Yazko, Somut, 2000 dergilerinde köşe yazıları yazdı. 9 Ocak 1990 tarihinde aramızdan ayrıldı. Yirmi beş yıl olmuş. Kendisini rahmetle ve saygıyla anıyoruz. Son şiirinde şöyle demişti:
“Ölüyorum Tanrım
Bu da oldu işte
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum Tanrım
Ama ayrıca, aldığın şu hayat,
Fena değildir
Üstü kalsın.”

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir