TANIMAK / TANIMAMAK

Author Image
Hamza Oğuzer
Hâkim Temel’e: “Bu adamdan borç para almışsın” diyerek Dursun’u gösterir ve sorar: “Neden ödemiyorsun borcunu?”
Temel: “ Ben bu adamı tanımayrum Haçum Pey. Ondan borç para da almış değilim.” Der. Dursun öfkeyle Temel’e döner ve: “Ula Temel doğru söyle, sen beni tanımay musun?” diye sorar. Temel: “Tanımayrum.”der. Bunun üzerine Dursun: “Ula sen beni tanımayısan, ben seni heç tanımayrum.”Der. Fıkra böyle. Gelelim işin özüne.
Temel’in, sırf borcunu ödememek için kırk yıllık arkadaşı Dursun’u “Tanımayrum” demesi komik bir durumdur ve bizi güldürebilir. Fakat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın;  “(…) Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve laik cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma (…) Büyük Türk Millet ve tarih huzurunda namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”
Diye yemin ettikten sonra, kalkıp da Anayasa Mahkemesinin Can Dündar ve Erdem Gül hakkında vermiş olduğu “hak ihlâli” yapıldığına dair kararı üzerine söyledikleri, komik olmadığı için kimseyi güldürmüyor.
Batı Afrika ülkelerine yapacağı gezi öncesinde, Atatürk Hava Limanı’nda gazetecilerle yaptığı görüşmede neler söylemişti? “Ben AYM’nin verdiği karara sadece sessiz kalırım o kadar; ama onu kabul etmek durumunda değilim.
Karara uymuyorum, saygı da duymuyorum.” Olay neydi? Ocak 2014’te Adana’da Suriye’deki muhaliflere insanî yardım götürdüğü iddia edilen MİT Tırları, bir ihbar üzerine durdurulmuş, yapılan arama ve inceleme sonunda,  silah naklettikleri anlaşılmış ve  bu haber, bir anda Türk ve Dünya medyasında gündem oluşturmuştu.
Mart 2015’te Cumhuriyet Gazetesi bu olayla ilgili belge ve bilgileri sayfalarına taşıdı. Cumhurbaşkanı’nın kişisel şikâyeti üzerine, 26 Kasım 2015’te Gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ile Ank. Temsilcisi Erdem Gül TCK 314/2, 328 ve 330’dan tutuklandılar. Suçları neydi? FETÖ terör örgütüne yardım ve yataklık, siyasi ve askeri casusluk amacıyla gizli bilgileri temin etmek, siyasi ve askeri casusluk amacıyla gizli kalması gereken bilgileri açıklamak.
Sanıkların, bireysel başvurularını inceleyen Anayasa Mahkemesi, “hak ihlâli” yapıldığı gerekçesiyle, sanıkların tutuksuz yargılanmak üzere tahliyelerine karar verdi.
İst. 14. Ağır Ceza Mahkemesi de bu karara uydu ve  26 Şubat’ta, 92 günlük tutukluluklarının ardından, iki sanık tahliye edildi. Hüküm bölümünde şu açıklama yer alıyordu:
1) Anayasanın 19/3 maddesi ile güvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlâl edildiğine karar verildi. Karar oy çokluğu ile alındı.
2) Anayasanın 26. ve 28. maddelerince güvence altına alınan ifade ve basın özgürlüğü haklarının ihlâl edildiğine karar veridi. Karar oy çokluğu ile alındı.

Verilen, sadece tahliye kararıdır. Sanıklar beraat etmiş değil. Yargı süreci tutuksuz olarak devam edecektir. Herkese, en başta da Cumhurbaşkanı’na düşen; yargı kararlarına saygılı olmaktır.
Cumhurun başı böyle yaparsa, bu iş sonunda, korkarım,  İmam-cemaat işine döner.
Son söz:”Anayasa Mahkemesi kararları resmi gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar”

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir