SUUÇTU

Author Image
Necati Özyiğit
İlçemizde bulunmasından gurur duyduğumuz, her yıl bir şekilde hepimizin ziyaret ettiğimiz, gelen misafirlerimize göstermeden olmazsa olmazlardan o güzelim SUUÇTU Şelalemiz.
İnsana huzur veriyor, adeta insan kendini unutuyor o güzellik karşısında, hele havası cana can katıyor.

İlçemizde bulunmasından gurur duyduğumuz, her yıl bir şekilde hepimizin ziyaret ettiğimiz, gelen misafirlerimize göstermeden olmazsa olmazlardan o güzelim SUUÇTU Şelalemiz.
İnsana huzur veriyor, adeta insan kendini unutuyor o güzellik karşısında, hele havası cana can katıyor.
Hele oraya özel, belki dünyanın hiçbir yerinde olmayan o ulu Kayın ağaçları, adeta tepeleri bulutları deliyor, insana yarı bir güven veriyorlar. Hele o ulu ağaçların koruması altındaki su havzası, o ağaçların altında kaynayan billur gibi suyu gördükten sonra.
Daha niceleri bizim aklımıza gelmeyen, bilemediklerimiz yaz yaz bitmez oraların güzelliklerini.
Her yıl olduğu gibi geçen günlerde yine yolum düştü oralara, yine o güzellik, o yeşillik, bir eksiklik gördüm bilmem siz hiç farkına vardınız mı, Muradiye Sarnıç’tan başlayarak Suuçtu şelalesine ve daha ötelerine kadar bir sessizlik var.
Canlı hayatın sesleri pek duyulmuyor, insan denen canlıların sesinden başka. Bu sessizlik daha ilerilere gittikçe daha belirginleşiyor bilmem dikkat ettiniz mi, eğer farkına varmadıysanız bir dahaki gidişinizde bu gözle bakın etrafınıza.
Belki bizim duymadığımız bir sessiz çığlıklar var kim bilir biz duyamıyoruz veya duymak istemiyoruz.
Bu sessizliğin nedeni çok basit, o güzelim gürül gürül akan derenin alt taraflarından başlayıp suçtu şelalesine kadar olan dere boyunca yakılan mangallar, onlardan yayılan duman, is ve diğer kokular. Belki biz insanların kendi ürettiğimiz bu kokular bizim hoşumuza gidiyor olabilir ancak bizden başka hiçbir canlının hoşuna gittiği söylenemez.
Başta o ulu kayın ağaçlarının, onların altlarındaki binlerce bitki türünü, yine onların üstlerinde yuvaları olan, kuşların ve diğer binlerce canlı türünü strese sokmakta, duman kokusunu alan tüm canlılar oraları terk edebilenler terk etmekte yani kaçmakta, ancak tüm diğer canlılar aynı şansa sahip değiller gidebilecekleri yer yok, imkanlarıda yok, çünkü yaratan öyle yaratmış onları.
Her gün biraz, her yıl biraz daha derken tüm canlılar terk etmiş olacak oraları, sonuçta orman bir yaşam birlikteliği olduğundan, sonun başlangıcı başlamış olacaktır, o zamanda geç kaldığımızın farkına varışımızın bir yararı olmayacaktır.
Şunu söylemeden geçemeyeceğim, her ağaç topluluğu orman değildir, insanlar ne kadar ağaç ekerlerse eksinler asla bir orman oluşturamazlar, meydana getirdikleri devasa ağaç topluluklarına hiçbir kuşu, börtü, böceği çağıramazlar.
Orman denen şey ayrı bir dünyadır, ayrı bir sistemdir, ormanı ancak yaratan meydana getirebilir, onun sayesinde o yaşam birlikteliği oluşur, bunun aksi mümkün değildir. Eğer bugün biz insanlar başka canlılara saygı göstermez, onların sessiz çığlıklarını kimse duymaz isek, yarın biz insan denen varlıkların sesli veya sessiz çığlıklarını kimse duymaz veya duyuramayız, diğer canlıların kaderiyle, kendi kaderimizi ayrı tutamayız.
Eğer bu sorumluluğumuz böyle devam ederse, bugün ilçemizde olmasından gurur duyduğumuz Suuçtumuz, gerçekten bir yerlere uçuvermiş farkında bile olmadan.
Devam edecek…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir