Seyirci kalmaya devam edilirse ne olur?

Author Image
Yüksel Baysal
Nilüfer, belki de Türkiye’nin en kapsamlı tiyatro festivali gerçekleştirilen yerdir. İki yılda bir Bursalılar’ın karşısına bir tiyatro şöleni çıkarıyor Nilüfer Belediyesi…
“Seyirci Kalma” ana teması altında öylesine bir afiş yapmışlar ki, adeta bugünkü eğitim sistemine meydan okuyorlar.
Gör!
Sorgula!
Tartış!
İzle!
Eleştir!
Konuş!
Düşün!
Yaşa!
Çok sev!
Ezberletilmiş doğrulara karşı tiyatro yeni şeyler söyleme yeridir! İşte bu iddia ile yola devam ediyor Nilüfer Tiyatro Festivali… 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde başlayan etkinlik, 28 Nisan’a kadar devam edecek! Tam 100 gösteri gerçekleştirilecek bu 32 günde! Yeryüzünde bu kadar uzun süren bir başka tiyatro etkinliği var mıdır acaba?
Festivalin açılışında sahneye önce bu işin mimarı Feza Soysal çıktı. Kısa ama son derece etkileyici bir konuşma yaptı. “Burada küçük ama iyi bir ekiple çalışıyoruz. Başka belediyelerin bu tür festivalleri yapamamasının nedeni bu ekiplere sahip olmamaları değil, Mustafa Bozbey’e sahip olmamaları!”
Konuşmanın ardından tiyatroyla ilgili Engin Alkan’ın seslendirdiği manifesto seyircilerle paylaşıldı: “Şu anın anlatıcıları olarak geçmişin izleri üzerimizden, yüzümüzden, dilimizden dökülürken… Şu anın yaratılmasında pay sahibi olanların sahnelediği oyuna seyirci kalmamalıyız. Geleceğin gözleri, sözleri, izleri biziz. Kötülüğün hüküm sürdüğü coğrafyalar sergilenirken sahnelerde, hiç tanımadığımız yüzler hep bir ağızdan soracaklar bize; seyirci miydin sen de? Uygar dediğimiz şu anki dünyada; Uygar’ları, Çağdaş’ları, Özgür’leri, Sevda’ları otobüs duraklarında, sahile vuran dalgalarda, miting alanlarında, tiyatro ve konser salonlarında, bilinmezliğin peşi sıra sınırları zorlayan küçük adımlarda feda etmekten artık vazgeçmeliyiz. Bizler sahneye çıktığımızda hem herkesiz hem hiç kimseyiz. Yollara düştüğümüzde de sahnede de kimsesiziz. Sanatın aykırı sokaklarında hep kabul edilmeyi, onaylanmayı bekleyen mültecileriz. Seyircilerimize sığınırız. Biliriz ki onlar bize lütufta bulunmaz, hak ettiğimizi verir. Bu yüzden aslında bizim için adı seyirci olanlar aslında seyirci kalmayanlardır. Savaşları, gözyaşlarını, katliamları, ırkçılığı, sosyal adaletsizliği, tecavüzleri, her türlü hak ve hukuk ihlallerini reddederek; aşktan, doğadan, yaşam hakkından yana olanlardır. Bizler; kötülüğe alışmayan, güçten değil eşitlikten yana, sadece bir döneme ait değil tüm zamanların barış elçileriyiz.” Sonra sahneye Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Turgay Erdem çıktı.
O da ‘Seyirci Kalma’ ana temasıyla Nilüfer’de tiyatro perdelerinin açıldığını belirttikten sonra şunları söyledi: “Sevgili dostlar, Nilüfer Belediyesi olarak biz, kentlerin yaşamın tüm dinamiklerini kapsamasından hareketle, seyirci kalmanın bizleri bir duvardan farksız kılacağının ayırdındayız. O nedenle, insanın, doğanın, tüm canlıların ve tüm değerlerin doğal döngüsünü sürdürebilmesinin de yanındayız. En temel haklarımız bugün seyirci kalmaya değil, sahip çıkılmaya ihtiyaç duyuyor! Bugün güvenli bir ortamda yaşama hakkımız başta olmak üzere; düşünme, konuşma-tartışma-eleştirme ve hatta yorumlama hakkımız konusunda derin endişeler duymaya başladık! O nedenle üzerimizdeki sorumluluğu sahiplenerek, geleceğimize verecek hesabımız olduğunu da düşünerek seyirci kalamayız! Bugün tüm insanlığa bir tehdit haline gelen savaşa, teröre, şiddetin her türlüsüne, tecavüze, kadın cinayetlerine, hak ve hukuk ihlallerine yönelik söyleyecek bir sözümüz olmalı. Bunları söyleyebilecek ortamlarımız da olmalı! Barışa ve iyiliğe dair inancımızı da umudumuzu da yitirmeden ve seyirci kalmadan; aşka, doğaya, eğlenmeye, gülmeye, sokaklarda özgürce yürümeye, yaşam hakkına selam olsun diyorum…”
Tiyatroya ilgi de yoğundu.
Dört saat bekleyip yine de bilet alamayan seyircinin yakınması, Nilüfer’de tiyatronun mayasının tuttuğunu ortaya koyuyor. Zaten açış konuşmasında Feza Soysal’ın, festival başlamadan 12 bin biletin satıldığını söylemesi de, tiyatroya olan ilginin somut bir göstergesi… Sonradan bu sayının 16 bine çıktığını öğrendim!
DÜDÜK ÇALAR VE OYUN BİTER Mİ?
12 Eylül öncesinde Bülent Ecevit’in çok meşhur bir açıklaması vardı. “Oyuna girmezseniz, korkarım ki bir gün birisi çıkar düdük çalar ve ‘oyun bitti’ der, herkes evine gider!” Ecevit’in dediği gibi de oldu, beş general darbe yaparak yönetime el koydu ve 12 Eylül 1980’de demokrasi askıya alındı.
Şimdi başka bir tablo var karşımızda… Yine Ecevit’i izleyerek söylersek, “Cumhuriyet’in aşil topuğu laiklik” ortadan kaldırılıyor. Dahası otoriter bir yapı tesis ediliyor. Biz hep birlikte bu durumu seyrediyoruz! Onun için Nilüfer Belediyesi’nin sloganı yerindedir:
Seyirci kalma!

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir