“Rumeli’den Mustafakemalpaşa’ya” 2.baskı çıktı

Rumeli’den Mustafakemalpaşa’ya adlı kitabı yayınlanmasının ardından kitabın yoğun ilgi görmesi neticesinde ikinci baskısı da gerçekleşti. Mustafakemalpaşa’nın tanınmış simalarından Recep Gürvardar’ın hayatını konu alan kitaptan alıntılar yapılarak Mustafakemalpaşa’ya Değerler Katan kitapçıkta da yayınlandı.
Yeni yayınlanan kitapçıktaki alıntılar şöyle; “Zulüm gördü, göç etti, Türkçe’yi bile zor konuşuyorlardı, penceresiz virane evlerde yaşadı. Sonrası örnek alınacak bir azim ve başarı hikayesi…
1932 yılında Makedonya’nın Kumanova vilayetinin Sopot köyünde doğdum. 1939 yılında eski Yugoslavya’da Alman işgali zamanında çok sıkıntı çektik. O zaman 7 yaşındaydım. Almanlar işgal ettikten sonra Bulgaristan müttefik oldu. 3 yıl sonra geri çekildiler. Daha sonra Müslümanlara savaş açtılar. Birgün tüm köyün erkeklerini topladılar.
Bir ağırın içinde işkenceye maruz kaldık. Çok sıkıntılı süreçlerden geçtik. O kadar sıkıntılıydı ki; korkudan tam 7 yıl boyunca hasta yattım…
Askerliğimi de Sarayova’da yaptım. Askerden sonra bir şekilde yolunu bulup Türkiye’ye geldik. Buraya geldiğimde kimseyi tanımıyor, Türkçeyi doğru dürüst konuşamıyordum. Epey zorluk çektim. Arnavutça konuşmaya çalışıyordum ama kimse anlamıyordu. Hanımın uzak akrabalarından birisini bulup yanına gittik, 3 gün yanında kaldık.
Sonra Mustafakemalpaşa’ya geldik. Para yok pul yok, yabancıyız buralara. Virane bir ev bulup oraya girdik. Cam, pencere yok. Çok eski bir evdi. Perişan vaziyette tam bir yıl kaldık. 5 kardeştik.
Annem ve babam dahil evde 8 kişiydik. Çok düşündük ve ne yapabiliriz diye. Erkek kardeşim ile birlikte amelelik yapmaya başladık. Sonraki yıllarda elimize biraz para geçmeye başlayınca tütüncülük yapmaya başladık. Allah yardım etti de daha güzel bir eve geçtik. Hep topu iki odası vardı…
10 yıl çiftçilik yaptım. Çiftçilikte epey yol kat ettim. Sonra birisi kefil oldu ve bir traktör aldım.
Birkaç yıl çiftçilik yaptıktan sonra onu da bıraktım.
Aklım hep ticaretteydi. Gözümü kararttım piyasaya çıktım. Arabanın arkasında pense, kerpeten, çapa gibi şeyler satarak köyleri gezmeye başladım.
Mustafakemalpaşa’dan çıkıp ta Susurluk’a kadar satışa çıkıyordum. Balıkesir’e gidip gelmeye başlayınca işlerim epey açıldı.
O zamanlar soba boruları satışı revaçtaydı.soba borusu, mobilya malzemeleri, boya kaplama ticaretine başladım.
Antalya’ya kadar satış yapıp işlerimizi epey büyülttük. Tam 30 yıl aynı işi yaptım.
Allah’a şükür güzel para kazanıyorduk ama kimseye ekmek veremediğimiz için bu işin uygun olmadığını gördüm. İnşaat işi yapıp personel sayımızı daha da çoğaltmaya karar verdim.
İnşaat işine başladım. Çok şükür bu işte de başarılı oldum. 25-30 yıl bilfiil inşaat işi yaptık…
Mustafakemalpaşa bana uğurlu geldi. Annem hep “tuttuğun altın olsun” derdi. Hakikaten öyle de oldu.
Hangi işe girdiysem başarılı oldum. Mustafakemalpaşa ticaret için güzel bir ilçe.
Ticaret yaparken öncelikli kural dürüst olmaktır. Ticarette asıl sermaye para değil dürüstlüktür. Gençler kimseye hizmetkarlık yapmasın. Ticaret yapsınlar. Dürüst ve cesur olsunlar. Benim limon sattığım zamanlar çok olmuştur.
Buralara kolay gelinmiyor…
Eski Mustafakemalpaşa çok perişandı. Her taraf çamurdu, elektrik yoktu, yollar bozuktu, fakirlik çoktu…
Şimdi hamdolsun çok iyi. Nereden nereye. Çok gelişti ilçemiz.

Haber: Mehmet Bursalı

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir