Perinçek, Vatan Partisinin ekonomi tasarılarını paylaştı

Cumhurbaşkanı Adayı, Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek; partisinin ekonomik bakış açışını, çözümlerini ve kaynaklarını açıkladı.
Perinçek “Sorunlar halk ile birlikte, halk için çözümlenecektir.
Milli seferberlik hükümeti programı: kamunun planlaması, desteği ve denetimi altında, halkımızın gönenci ve devletimizin güçlenmesi için gerekli yatırım ve girişimleri köylümüzle, çiftçimizle, işçimizle, işverenimizle, gençlerimizle, emeklilerimizle kısaca tüm halkımızla birlikte uygulayan bir programdır” diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü. “Kalkınmayı ve bölgeler arasında dengeleri sağlayan, halkı zenginleştiren Planlı ve Karma Ekonomi, Türkiye’miz için biricik çözümdür. Milli ekonominin itici gücü kamu kesimidir.
Halkın gönenci için özel sektörün katılımıyla, ülkenin doğasını ve kaynaklarını koruyup geliştirecek, bölgeler arası dengesiz dağılımı önleyecek planlı bir karma ekonomi politikası uygulanacaktır.
Bugün Karma Ekonomi dünya ölçeğinde yeniden yükseliştedir.
Gelişmiş takas sistemine işlerlik ve yaygınlık sağlanmasıyla, piyasada mal ve hizmet değişimi üst seviyeye çıkarılarak, ekonomiye yüzde 5-10 büyüme sağlanacaktır. En başta şeker fabrikalarımız olmak üzere KİT’lerin özelleştirilmesi durdurulacaktır. Enerji, ulaştırma, iletişim, haberleşme, bilişim ve gıda güvenliği gibi stratejik sektörlerde özelleştirilen KİT’leri kamulaştıracak. Ülkemizdeki kötü gidişin temelinde, gelirlerin azalması ve tüketim ihtiyaçlarının ucuz maliyetle karşılanmaması yatmaktadır. İthalata bağlı tüketim ihtiyaçlarının başında enerji bilhassa petrol, hammadde ve yarı mamul maddeler gelmektedir. Son yıllarda bu ana kalemlere ne yazık ki tarımsal ürünler de dahil olmak üzere birçok mamul tüketim ürünü eklenmiştir. Döviz sağlayıcı üretim yapmamız ve üretimimizi olabildiğince milli hale getirmemiz gerekmektedir.Her türlü ham maddenin, teknolojik imkanlarla işlenerek, yüksek katma değerli ürünler haline getirilip dışarıya satılması uygulamasına geçilecek.Merkez Bankası’nı dünya para merkezlerinin denetiminden kurtaracağız ve güçlendireceğiz. Türk Lirasının piyasada rakipsiz dolaşımı sağlanacaktır. Bilhassa petrol dış alımında Rusya, İran ve Katar’a yapılacak ödemeler takas ve ulusal paralarla yapılacaktır. Faiz politikaları sistem değiştiğinde kendiliğinden normale dönecektir.
Ekonomimizi dışa bağımlılıktan kurtarmanın en önemli unsuru, ara ve yarı mamul üretimine ağırlık vermek olmalıdır. Böylece ithalat kendiliğinden kısılmış olacaktır. Altyapı yatırımlarını güçlendirmek devletin en önemli görevlerindendir. Ancak kaynak sorunumuz olduğu aşikârdır. Yeni bir yatırım kaynağı bulunursa kazan kazan yönetimi ile çalıştırabileceğimiz yatırımlar şunlardır. Doğu Akdeniz petrol ve doğalgaz çalışmaları ve platform tesisleri, platform ve gemi tersaneleri Taşucu veya İskenderun limanı, Çandarlı limanı, toryumla çalışan nükleer enerji tesisleri, âtıl barajların tarıma açılması, Anadolu Hızlı Ray sistemi vb. Küçük ve orta sanayideki üretim güçlerimizi de seferber ederek hem iş olanağı hem de katma değer yaratacağız. Kamuya ve özel sektöre ait boş yatan fabrika, tezgâh, dökümhane, makine, araç ve gereci üretime sokarak milyonlarca işsize iş sağlayacağız. Türk otomobilini uluslararası marka yapacağız
Borçlanma Ekonomisi, Türkiye’yi iflas noktasına getirdi. Devletçe ve milletçe borca battık. Dış borcumuzun millî gelire oranı 2018’de yüzde 54’ü aştı. Vatan Partisi’nin Üretim Ekonomisi, Türkiye’nin biricik çıkış yoludur. Yırtığa yama arama devri bitti. Elbise dikeceğiz! Sadaka dağıtmayacak, yoksulluğu kaldıracağız! İşsize sadaka değil, iş vereceğiz. Sadakaya harcanan kaynakları üretime yönlendirerek işsize iş alanı açacak, çalışanlara ücret ve aylık vereceğiz. Herkes onuruyla çalışarak hayatını kazanacak. Kanal İstanbul, 4. Köprü, 3. Havalimanı gibi İstanbul’u yönetilemez büyüklüğe iten, sözde “büyük yatırım projeleri” dönemine son vereceğiz. Aşırı konut ve inşaat yatırımları ekonomimizde üretken olmayan bir atımlık büyüme etkisi yaratmaktadır. Planlama kapsamında, kamu seferberliğiyle, özel yatırımları da teşvik ederek, bölgesel dengeleri gözeten yeni üretim tesisleri kuracak ve istihdamı artıracak yatırımlara öncelik vereceğiz. Türkiye’yi bir üretim üssü haline getireceğiz.Perinçek Hükümeti döneminde, Çin’in “Bir Kuşak Bir Yol” adını verdiği Yeni İpek Yolu projesinde Türkiyemiz kilit ülke olacaktır.
Elimizde ne var ne yok bunu bilmemiz gerekiyor. Kaynaklarımız ne kadar kaldı, gerçek durumu saptamamız şart. AKP iktidarı, yandaşlarını besleyen bir soygun rejimi kurdu. Ekonomide hukuku ve adaleti ayaklar altına aldı. Ekonomiye belli grup çıkarları için yapılan müdahalelere son vereceğiz. Verimli ekonomik faaliyete ve girişimciye hukuk güvencesi sağlayacağız. Ekonomimizin nitelikli emek ihtiyacını karşılamak için Eğitim Reformu yapacağız.
Milletin hazinesinden yasadışı yollardan gasp edilen kaynakları tekrar milletin hazinesine katacağız. Yasadışı yollardan ve rüşvetle yığılan servetler; “Nereden Buldun Yasası” ile yatırıma, iş yaratmaya ve halkın refahına hizmet eden kamu kaynaklarına dönüştürülecektir. Üreticiyi gümrüklerle koruyacağız. Sanayi ve tarım üreticimizi gümrüklerle koruyacağız. Bu amaçla Avrupa Birliği ile yapılan Gümrük Birliği Anlaşması’na son vereceğiz.Çin ve Rusya, birinci ve ikinci ticaret ortaklarımızdır. Almanya, üçüncü ticaret ortağımızdır. Türkiye ekonomisi, Avrasya ile bütünleşmektedir. Vatan Partisi, Türkiye’nin Şanghay İşbirliği Örgütü içindeki bağımsız yerini almasını programına alan tek partidir. Böylece ülkemizin ABD ve AB ile ilişkilerini normalleştireceği ve karşılıklı yarar esasına oturtacağı koşullar yaratılmış olacaktır.
Türkiye’de Dolar ve Euro baskısına son vereceğiz. Dışalım ve dışsatım için gerekli olanlar dışındaki yabancı para mevduatlarını rayiç bedel üzerinden Türk Lirasına çevireceğiz. Devlet işlemlerinde ve milli pazarımızda alışverişte Türk Lirası geçerli olacaktır. Yabancı ülkelerle ticaret, anlaşma yoluyla milli paralarla yapılacaktır.Faize, ranta, dolar ve borsa vurgununa, tarikat ve cemaat mafyalarına giden kaynakları üretime yönlendireceğiz.
Üretimin yeterli olmaması, tüketimin dış borçla karşılanması, alınan borçların döviz getirici üretime yatırılmaması, uluslararası kredi ve fon kuruluşlarına bağımlı hale gelmemizin baş nedenidir. Geçici istihdam sağlayan, döviz getirmeyen, KDV’si düşük sürekliliği olmayan yatırımlarla borç ödenmez. IMF gibi kurumlarla ilişkiler, yeniden gözden geçirilecek, gerekirse kesilecektir. Kısa vadeli ve vadesi gelen yabancı para devlet tahvili ödemeleri yapılandırılacaktır.

Haber Merkezi

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir