ÖPÜLECEK EL ISIRILMAZ

Bilmem sizler de sever misiniz? Düşünen insanların düşündürücü sözlerini.

Kısacık bir ömürle sınırlanan insan yaşamı ve hayatı içersinde:

“Geçilmesi gerekli olan köprülerin dayanıklılığını, dar ve çıkmaz sokakların çıkış noktalarını, çekilen acıların bir bıçak darbesi ile yok etmeyi, kulaklarımıza fısıldarlar.”

Örneğin:

“En acı yaşlar, gözlerimizden akanlar değil, içimizde hapse mahkum olanlardır.” Soruyorum.

Bu güzel deyimin bir yerinde yaşamınız hiç mi kesişmedi.

Şu söze ne dersiniz?

“Dünya kötülük yapanların, nefret kusanların yüzünden değil, sayıları çok olduğu halde, seyirci kalıp hiçbir şey yapmayanların yüzünden tehlikeli bir yerdir.”

Aslında ben bugün, örnek bir eğitimci, saygın bir büyüğümüz, rahmetli “İsmail Dilek” hocamı yazacaktım baktım ki yazım başka yerlere uzanıyor, eskilerin deyimi ile sadede gelelim.

Benim yaşlarımda olanlar anımsayacaktır.

Orta öğretim yıllarında bizim tabiat hocamız vardı. Bizler ona “Tabiyeci” derdik. İsmail Dilek, onu rahmetle anıyorum.

O bizim yalnız hocamız değildi, arkadaşımız, sırdaşımız, kulaklarımızı incitmeden çekerken, babamızdı.

Altın harflerle yazılacak sözleri vardı.

“İlim ve bilim aklın susuzluğunu giderir” dedi. Bu bilgilere sahip olmayı yalnız kendinize saklamak için değil, ülkenizin kalkınmasında gerekli olduğunu bilmeniz için sahip olun, derdi.

Kinlenmeyin, öfkelenmeyin, ağzınızdan çıkan bir sözün veya yapacağınız bir eylemin getirisi, benliğinizde onarılması güç yaralar açar. Sabredin, “sabır” her türlü hastalığın ilacıdır. “Kin hissi ancak boş ruhları doldurur” dedi.

Hocam! Seni unutmak mümkün mü?

Seyretmek, susmak ve dinlemek. Ne demek bunlar?

Seyretmeği öğrendiğin zaman güzellikleri de görebileceksin…

Susmayı öğrendiğinde, senden başka kişilerin söylediklerini de duyabileceksin. Ve dinlemeyi öğrendiğinde ise görebildiklerinden ve duyabildiklerinden yararlanma olanağına da kavuşacaksın. Çünkü onları kendi yaşamında uygulanabilmeyi de öğrenmiş olacaksın…

Biliyorum, sizler yerel siyaset, seçimler ve eleştirel yazılar bekliyorsunuz?

Ben bu gün İsmail Hocam ve kendim için yazdım, özür dilerim…

Sevgiyle kalınız…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir