Öldürüp kurşunları çıkarmışlar

İnsanlığın benimsediği ve algıladığı “BARIŞ”.
Bir başkasının hayatına duyulan sevgi ve yaşamına duyulan saygıdır.
NATO, Şubat ayında Afganistan’ın Paktiya vilayetine bağlı Gardez Köyü yakınlarında gerçekleştirdikleri operasyonda, üçü kadın beş köylünün öldürülmesi olayını geç de olsa üstlendi.
Ölen kadınların üçü de hamine diğer iki insanla masul köylülerden. NATO yanlışlıkla öldükdüklerini açıklayıp özür dilerken, İngiliz “The Times” Gazetesi, elleri ve ağızları bağlanarak öldürülen bu kişilerin ABD özel kuvvetleri tarafından katledildiğini yazdı.
ABD askerleri delilleri yok etmek için, cesetlerdeki kurşunları tek tek çıkartıp yaraları alkolle yıkıyor. Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai şaşkanlığı korurken diyor ki:
“Ne zaman bir olay olsa, NATO Komutanı General Stanley gelip benden özür diliyor. Sonu bir türlü gelmeyen özürler.
Bitip tükenmeyen patlamalar, tepeden inme beklenmedik ölümler, sorasanız herşey “BARIŞ” için.
Savaşın, yıkımın, açlığın ve türlü acının yaşatıldığı yerde barış ve demokrasi olmaz ve olamaz.
Biz bu bölgeye barışı ve demokrasiyi getirmek için varız söylemlerine de masum çocukları bile inandıramazsınız.
Ama şu var. Dünya insanlarında var olması lazım gelen eğitim ve akıl hazır değilse o gözler görmez.
Yine de bizlerin bu yutturmacalara inandığımızı zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Sizlerin belirlediği hedef o topraklardaki yer altı zenginliklerini ele geçirmek ve öldürücü silahlarınızı pazarlamaktan başka bir amaç gütmez.
Barış, baskıya işgale ve ırkçılığa karşı olmaktır. Bakıyoruz da dünyadaki en ileri ülmlerde bile savunmaya ayrılan bütçe, eğitim ve sağlığa ayrılan bütçeden kat kat fazladır.
Ülkelerin  içerisine nifak sokarak, aynı ırktan gelen masum insanların birbirlerini katletmesine uyarladığınız senaryoları barış ve demokrasi sözcüklerinin neresine sığdırıyorsunuz?
Dünyadaki çok hızlı gelişen bu silahlanma ortamını oluşturanlar kimlerdir acaba?
Bu sorunun cevabını geç de olsa birgün bulabilen insanlık, gerçek barış ve demokrasiyi getirecektir.
Bu gündem içerisinde ne söyleyecek söz biter ne yazacak kalem tükenir. Öyleyse bir fıkra ile bitirelim.
Üç Amerikan askeri Iraklı bir amcanın bakkalına girerler, alışveriş yaparken:
“Kahrolsun Amerika” diye bir ses duyarlar. Etrafa bakınınca sebin bir papağandan geldiğini duyarlar.
Bakkala : Bu papağanı burdan yok et, yarın geldiğimizde görürsek seni mahvederiz.
Askerler gidince bakkal amcayı bir düşünce alır, papağanına kıyamaz. Derken aklına cami imamının papağanı gelir. Başından geçenleri imama anlatır. “Hocam eğer sakıncası yoksa papağanları değiştirelim” der. Hoca kabul eder.
Ertesi gün Amerikan Askerleri gelir. Papağanı görürler ve :
“Biz sana bunu yok edeceksin demedik mi?”
Bakkal Amca, bu papağan o değil dese de inandıramaz.
Askerin biri ben şimdi bunu anlarım diyerek bağırır.
Kahrolsun Amerika! Fakat papağanda ses yok.
Ses çıkmayınca bakkal amca dahil hep birlikte bağırmalarını söyler:
Kahrolsun Amerika!
Papağanda yine ses yok. Bir daha hep beraber:
Kahrolsun Amerika!
Bu defa papağan gözlerini yumarak dile gelir :
“AMİN EVLATLARIM!”

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir