MÜZEYYEN SENAR VE KEMANİ TATYOS EFENDİ

Author Image
Hamza Oğuzer
“Ben kekemeydim. Mektepte okuyamıyordum; ama müsamerelerde bülbül gibi şakıyordum. Müsamerede görüp beni önce, Üsküdar Musiki Cemiyeti’ne, daha sonra da oradan alıp Kadıköy Musiki Cemiyetine götürdüler. Orada kimler yoktu ki? Mesut Cemiller, Münir Nurettinler… Sonra beni radyoya çıkardılar. Haftada bir gün… 5 lira alıyorum.
Sonra bahçede 10 liraya solist çıkardılar 1932’de… Saçlarında iki kurdele, titreyen bir kız çocuğuydum.     Ölümünden iki sene önce Atatürk’ün huzurunda şarkı okudum. ‘Cânâ rakîbi handân edersin’ şarkısını çok beğenmişti”
16 Temmuz 1918 tarihinde Bursa-Keles’te dünyaya gelen; Zeki Müren ve Bülent Ersoy gibi  Türk Sanat Müziğinin iki dev sanatçısını yetiştiren Müzeyyen  Senar, müziğe başlamasını böyle anlatıyor.
“Cumhuriyetin Divası” diye anılan sanatçımızın müzikle dolu dolu geçen 97 yıllık ömrü, 8 Şubat 2015’te,  Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde noktalandı. 10 Şubat 2015’te Bebek Camiî’nde kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilen sanatçının mezarı başında ilginç bir olay yaşandı. Kızı tarafından kaydedilen Tatyos Efendi’nin ”Ehl-i aşkın neşvegâhı kûşe-i meyhanedir” şarkısı çalındı. Sanatçının vasiyetiymiş… Bülent Ersoy, şarkıya eşlik etmesi ricasını kıramadı ve  bu görevi –çok zor da olsa- yerine getirmeye çalıştı.
Kimdi bu Kemani Tatyos Efendi? 1858 – 1913 tarihleri arasında yaşamış Ermeni asıllı bir Osmanlı vatandaşı… Asıl adı: Tateos Enkserciyan olan sanatçı, İstanbul-Ortaköy’de dünyaya gelmiş, Ortaköy Ermeni Ortaokulu’nu bitirdikten sonra önce kanun dersleri almış, ardından kemana yönelmişti. Besteleri “Tatyos Efendi Külliyatı” adı altında, iki CD’de toplanmış olan  Tatyos Efendi,, Yazar Ahmet Rasim’in yakın dostuydu. Elli beş yaşında, Kadıköy Uzunçayır Ermeni Mezarlığı’na gömülürken, mezarı başında sadece Ahmet Rasim ile beş-on kadar Ermeni vatandaşı hazır bulunmuştu.
Müzeyyen Senar’ın, mezarı başında okunmasını istediği eserin sahibi işte bu Tatyos Efendi’dir. Güftesi ve bestesi kendisine ait olan, bir zamanlar Barış Manço ve Tarkan’ın da seslendirdiği  “Gamzedeyim deva bulmam” şarkısı bestekârın çok bilinen ve sevilen en önemli eseridir.
Ulusal kültürümüze bunca değerli eserler kazandıran bir insanı, sırf etnik kimliği üzerinden değerlendirerek ötekileştirmek mümkün mü? Sanat ve kültür dünyamıza bir ömür vermiş olan; Adile Naşit, Selim Naşit, Kenan Pars, Toto Karaca, Nubar Terziyan, Sami Hazinses, Vahi Öz gibi sinema sanatçılarımızı sırf Ermeni oldukları için yok sayabilir miyiz?
Müzik ve edebiyat alanında, kültürel değerlerimize değer katmış olan; Onno Tunç, Garo Mafyan, Karin Karakaşlı, Coşkun Sabah, Hırant Dink, Mine Koşan, Hayko Cepkin, Mıgırdıç Magosyan, Ara Güler gibi isimleri Ermeni’dir diye bir kalemde silip atacak mıyız?
Son söz: Müzeyyen Senar ne kadar bizimse, Tatyos Efendi de o kadar bizimdir. Unutmayalım ki, insanı insan yapan; bilim, sanat ve felsefedir. Bilimden, sanattan, felsefeden uzaklaştıkça insan, insanlıktan da uzaklaşır. Bursa semalarından bir yıldız gibi kayıp giden Müzeyyen Senar’ı ve yine bu vesile ile sonsuzluğa göçmüş tüm sanatçılarımızı bugün bir kez daha saygıyla anıyor ve kendilerine Allah’tan rahmet diliyoruz.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir