MİLLETİN “ÖTEKİ” VEKİLLERİ

Author Image
Hamza Oğuzer
Azınlık hakları; dini, dili ya da etnik kökeni, toplumun çoğunluğunu oluşturan gruptan farklı olan insan gruplarının, farklılıklarının ve kültürel kimliklerinin korunmasını güvence altına alan haklardır.
Lozan antlaşmasında gündeme gelen etnik, dinsel ve dilsel azınlık kavramları Türk hükümeti tarafından bu şekliyle kabul edilmemiş, sadece Gayrimüslimlere azınlık hakkı tanınmıştır.
Böylece Kürtler, Aleviler, Lazlar, Çerkezler vb. etnik gruplar, azınlık olarak kabul edilmemiş ve o gruplardan da bu yolda bir talep gelmemiştir.
Azınlık olarak kabul edilen gayrimüslimlerin bu haklarından tam olarak yararlandığını da söyleyemeyiz. Yunanistan’la yaşanan mübadeleye ek olarak Trakya olayları, Varlık vergisi uygulaması, 6/7Eylül olayları, Kıbrıs çıkarması döneminde yaşana Rum göçü zaten sayılarını epeyce azaltmıştı. Hrant Dink cinayeti ise son örnek oldu. Dileriz gerçekten son olur.
Gayrimüslimler, bu ülkenin zenginliğidir. Dün de öyleydi, bugün de öyle. Olaya biraz da böyle bakmak gerekiyor.
Neden böyle bir giriş yaptık? Siyasi partilerimizin kesinleşen aday listelerinde azınlık mensubu T.C. vatandaşlarına listelerinde uzun bir aradan sonra yeniden yer vermiş oldukları için.
Azınlık temsilcisi olan bu milletvekili adayları şunlardır: AKP’den Ermeni gazeteci: Markar Eseyan… CHP’den, Ermeni avukat: Seline Özuzun- Doğan ve Romanların temsilcisi  Özcan Purçu; HDP’den, Ermeni ve Yezidî adaylar: Garo Paylan, Flor Uluk Benli, Murat Mıhçı, Ali Atalan, Feleknas Uca…
92 yıllık cumhuriyet tarihimizde 24 azınlık mensubu, milletvekili olarak TBMM’de yer almıştır. İlk Ermeni milletvekili Atatürk’ün kontenjanından seçilen Berç Keresteciyan’dır.
Yine tek parti döneminde 2- Rum, 2- Musevi ve 1- Türk Ortodoks milletvekili olmuştu. Bunlar tek parti (CHF) üyesi olmayıp, bağımsız olarak meclise girmişti. 1945 – 60 arası CHP’den 2- Rum, DP’den ise 6- Musevi, 4- Rum, 5- Ermeni vatandaşımız mecliste yerlerini almıştı.
1961 – 64 arasında yine 3 azınlık mensubu meclise girmeyi başardı. Sonra uzun bir süre  (34 yıl) hiçbir azınlık mensubu meclise giremedi.
1995 yılında Sakıp Sabancı’nın Turgut Özal ve Adnan Kahveci ile yaptığı görüşmeler ve AB’den gelen öneriler sonunda, dışa açılma sürecinde ve AB yolunda azınlıklara da milletvekilliği, büyükelçilik ve fahri doktora unvanı verilmesinin yolu açıldı.
1996’da DYP’den Cefi Josef Kamhi ve 2011’de HDP’den ilk Süryani vekil olan Erol Dora azınlık temsilcisi olarak meclise girdiler.
Ermeni olaylarının (24 Nisan 1915) 100. yılında, üç büyük partiden, toplam 8 azınlık mensubu Türk vatandaşının seçilebilecek sıralardan aday gösterilmesinin demokrasi açısından iyi bir gelişme olduğunu belirtmeliyiz.
Kendi vatandaşlarımızı ötekileştirerek, demokratik haklarını gasp ederek, dillerini ve kültürlerini yasaklayarak bir yere varamayacağımızı yaşanan bunca acı olaylardan sonra artık öğrenmiş olmamız gerekir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir