M. RIFAT ILGAZ

Author Image
Hamza Oğuzer
1911’de, Kastamonu’nun Cide ilçesinde, yedi çocuklu bir ailenin yedinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Ortaokuldan sonra Kastamonu Muallim Mektebi’ne kaydoldu. 1938’de okulu bitirince, Gerede ve Akçakoca’da ilkokul öğretmenliği yaptı. Askerlik dönüşü, 1936’da girdiği Ank. Gazi Eğit. Enst. Ed. Bölümünü 1938’de bitirdi.
Türkçe öğretmeni olarak atandığı Adapazarı’nda,  göreve başlamadan, yakalandığı verem hastalığı nedeniyle Yakacık Sanatoryumu’na yatmak zorunda kaldı. Tedavisinin ardından Karagümrük Ortaokulu’nda Türkçe öğretmeni olarak çalışmaya başladı. 1944 yılında çıkardığı “Sınıf” isimli şiir kitabı toplatıldı ve şair İstanbul Sıkıyönetim mahkemesinde yargılandı.
Mahkeme heyetinin, hukukçu tek üyesi olan yargıcın muhalif kalmasına rağmen, asker kökenli başkan  ve azanın oylarıyla şair, 6 ay hapse mahkûm edildi. Hapisten çıktıktan sonra, rahat bırakılmadı; sürekli izleniyordu. Bu sıkıntılı süreçte, eşinden ayrılmak zorunda kalışını, yıllar sonra şöyle açıklamıştı:  “Rikkat Hanım’dan 1949’da ayrıldım. Benim yüzümden işinden olmaması ve çocuklarımızın zarar görmemesi için anlaşarak ayrıldık. Öğretmenlikten çıkarılmıştım. İki de bir koğuşturmaya uğruyordum. Adım Komüniste çıkmıştı. İzleniyordum. Yerim yurdum, ne olacağım belli değildi. Bütün bunların eşime zarar verebileceğini, bir gün onun da işinden atılabileceğini düşünüyor, çocuklarım için de kaygılanıyordum. Ayrılmamız bundan oldu.”
Artık yalnızdı ve yoluna dergicilik ve gazetecilikle devam edecekti.  Sabahattin Ali ve Aziz Nesin’le çıkardıkları, “Markopaşa’da” yazmaya başladı. Sonra İlhan ve Turhan Selçuk kardeşlerin çıkardıkları “Dolmuş’ta” Hababam Sınıfı’nı dizi halinde yayımlamaya başladı. 1960’tan  sonra  oyunlaştırdığı Hababam Sınıfı, Ulvi Uraz Tiyatro Grubu tarafından sahneye konuldu ve çok beğenildi.
Bu kez sinemacılar devreye girdi; ama senaryo, bir türlü sansür kurulundan geçemiyordu. Sonunda Umur Bugay’ın senaryosu sansürü deldi; ama kitaptaki o toplumsal eleştiri vurgusundan eser kalmamıştı. Ertem Eğilmez’in çektiği film, bu şekliyle de o kadar tutuldu ki, Hababam Sınıfı’nın daha sonra altı farklı filmi yapıldı. Kel Mahmut, Hafize Ana, İnek Şaban, Güdük Necmi, Tulum Hayri ve diğerleri, artık hayatımızın birer parçası olmuştu.
Ilgaz, 1971’den sonra roman ve öyküye yöneldi. 2. Dünya Savaşı yıllarındaki o zorlu yaşamı “Karartma Geceleri” isimli romanında anlattı. Gariptir ki, o dönemde yasaklanan bu roman, yıllar sonra 2004’te “100 Temel Eser” listesine dâhil edildi ve ayrıca filmi de yapıldı.
1980 darbesinden sonra da Cide’de sürekli tehditler alan Ilgaz,, kısa bir süre gözaltına alındıktan sonra,  sağlık durumunu gösteren rapor üzerine serbest bırakıldı. Zaten herhangi bir suç da isnat edilmemişti.  Sabahattin Ali, Aziz Nesin, Hasan İzzettin Dinamo gibi yazar ve şairlerle aynı yolu izleyerek toplumcu gerçekçi çizgide 60’tan fazla kitap yazan; roman, öykü, şiir, anı, oyun gibi değişik dallarda özgün eserler bırakan Rıfat Ilgaz’ın, bugün sadece “Hababam Sınıfı’nın  Yazarı” olarak anılıyor olması O’nun değil, bizim eksikliğimizdir.
Ilgaz; 2 Temmuz 1993’te aralarında yakın dostu Asım Bezirci’nin de bulunduğu 33 aydın ve sanatçının Madımak’ta yakılarak öldürülmesinden, 3 gün sonra, 5 Temmuz’da aramızdan ayrıldı. Madımak katliamını şöyle yorumlamıştı: “Firavunlar tabletleri kütüphanede kırdılar. Hitler’in orduları Avrupa’da,  tüm kütüphaneleri yaktılar. Fakat Dünya tarihinde ilk kez, aydınları bir binaya koyup yaktılar. Düşünememişler, aydınları bir otel odasına koyup da yakarak bitiremeyeceklerini.” Saygıyla anıyoruz…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir