M-m harfi olmasaydı (3)

Sayın bakanı(m): TBMM’si veya dışarıdan Başbakan tarafından seçilmişlerdir. Yürütmenin başında ve toplumun en seçkin kişileridirler. Ağızlarından çıkacak her kelime çok önemlidir, hatta kanun gibidir birileri için. Makam araçlarını plakaları kırmızı ve önem sırasına göre numaralıdırlar. Geçtikleri yollar tutulur, mümkün olduğunca toplumdan korunurlar, yanlarına kimsenin sokulmasına müsaade edilmez, hatta her önüne gelen Milletvekilleri bile sokulamazlar, teklifsizce sokulabilenler yarın onların yerine atanabilecek durumda olanlar oluyor genellikle. Son sözü her ne kadar Bakanım söyler diye bilsek de, son söz Sayın Başkanımdır, hatta söylenir ki her bakanın imzalanmış istifa dilekçesi Başkanın cebindeymiş, dolayısıyla en büyük korkuları başkanın hoşuna gitmeyecek bir olayın meydana gelmesiymiş. Genellikle Muhalefet Milletvekillerinin hedefleri durumunda görülseler de, Milletvekilleri kendileri söyler kendileri dinlerler.
Valilerimizin tatlı baş belalarıdırlar, illerine gelen her bakanın karşılamaktan, uğurlamaktan, toplantılarını da hazır ve nazır bulunmak zorunda olmalarından, maazallah başka türlüsü Valilerimizin başını ağrıtabilir, örnekleri az görülmüş değil. Sayın Bakanım’ı karşılamak sadece Valilerimizin değil başta mensup olduğu Partinin temsilcileri, diğer bürokratlar, hatta daha kalabalık görünsün diye bazen cevre İl ve İlçelerinden de getirilenlerde olur. Bu geliş gidişlerde Sayın Bakanım’la tokalaşa bilenler şanslı kimselerdir, hele kucaklaşıp öpüşenler, bakan ile aynı karede resim çektirebilenler ayrı bir şanslıdırlar. Eğer o resim elinize geçebilirse sizin için büyük bir onurdur. Resmi olmayanlar Başkanla tokalaşabilenler, ellerinin sıcaklığının uzun müddet sürdüğünü söylerler bazıları. Hoş bugüne kadar şahsen benim öyle bir şansım olmadı, sadece duydum ve işittiklerimi aktarıyorum size.
Sayın Bakanım toplantılarda konuşurken ne kadar heybetli görünür gözümüze, her kelimesi inci tanesi sanki, her cümlesinin bitimine fırsat vermeden keseriz alkışlarımızla, ne kadar alkışlarsak sözlerinin ne kadar önem arz ettiğinin ölçüsüymüş, öyle diyorlar sonuçta alkışlayanda memnun alkışlananda. Kürsüden inip yanımızdan geçerken hop hepimiz ayağa kalkarız saygımızdan tabi, başka türlüsü düşünülemez asla. Giyimi güzel, yürüyüşü güzel, kokusu başka oluyormuş diyorlar, sanki insana benziyor gibi, ama insan değil adeta gökten özel gönderilmişler, belki öyleler belki bizim gözümüzün aldatması da olabilir kim bilebilir ki bunu.
Gün olur, devran döner malum makamlar kimseye baki değil, bakanlık bitmiş hatta Milletvekilliği de sona ermiştir. Artık yolda yan yanayız, artık onu kimseler korumuyor, sanki bizim boyumuzda, sesi de bize benziyor, konuşsak bile sözleri pek inci tanesi gibi, tokalaşsak bile elimiz yanmıyor, giyimi de bizim gibi, kokusu da. Ne oldu ne değişti, biz mi yoksa eski Sayın Bakanım mı, aslında değişen bir şey yok, sadece değişen her zaman bizi yanıltan kendi kendimize ürettiğimiz beynimizde yük olarak taşıdığımız düşüncelerimizdir, ne zaman böyle saçma sapan düşüncelerimizden kurtulduğumuz gün kimsenin kimseden büyük ve kimsenin gökten zembille inmediğini görecek ve kula kulluk etme zavallılından kurtulmuş olacağız gibime geliyor.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir