LATİN AMERİKA’NIN VİCDANI

Author Image
Hamza Oğuzer
 13 Nisan 2015 tarihinde hayatını kaybeden Uruguaylı gazeteci-yazar Eduardo Galeano için böyle diyorlardı: “Latin Amerika’nın vicdanı.” Aslında ona, tüm insanlığın vicdanı dense yeridir. Bu devrimci insanı kısaca tanıtmaya çalışalım. 3 Eylül 1940’ta Uruguay-Montevideo’da dünyaya geldi. Henüz 14 yaşında iken ilk politik çizgi romanı, sosyalist partinin yayın organı EL SOL’da yayınlandı. 1960 yılında, henüz yirmi yaşında iken, ünlü bir derginin editörlüğünü üstlendi.
1973 yılında ülkesinde gerçekleştirilen askeri darbe döneminde tutuklandı. Bir süre tutuklu kaldıktan sonra sürgüne gönderildi. Arjantin’de geçen sürgün yıllarında bir kültür dergisi olan Crissis’i çıkardı. 1976’da bu kez Arjantin’de askeri darbe yapılınca; Galeano, tutuklanmamak için İspanya’ya kaçtı. Ülkesine ancak, 1985 yılında dönebildi. 13 Nisan 2015’te Uruguay’ın başkenti Montevideo’da akciğer kanserinden hayatını kaybetti.
Bizler, Tanzimat’la birlikte yüzümüzü Batı’ya, daha doğrusu Avrupa’ya döndük. Yunan ve Latin kültürünü çağdaşlaşmanın olmazsa olmazı olarak kabullendik. Doğu’ya sırtımızı döndük. Batı’daki o gelişmenin, sanayileşmenin Latin Amerika’daki üç önemli kültürün yok edilmesi ve Latin Amerika’nın yer altı ve yerüstü zenginliklerinin yağmalanması sayesinde gerçekleştiği gerçeği üzerinde yeterince düşünmedik.
1492 yılında Amerika Kıtası keşfedildiğinde; önce İspanya ve Portekiz’in; daha sonra da İngiltere, Fransa ve Hollanda’nın Aztek, Maya ve  İnka uygarlıklarını nasıl  yok ettiklerini, kıtanın gümüş ve altınını Avrupa’ya nasıl aktardığını, yok edilen yerli halkın yerine madenlerde ve çiftliklerde çalıştırmak üzere Afrika’dan gemiler dolusu nasıl köle taşıdıklarını yeterince incelemedik.
Kahvenin, kakaonun, muzun, şekerin, pamuğun kısaca Latin Amerika’dan çıkan bu ürünlerin, batılı kapitalistleri zenginleştirirken, o ülke halklarını nasıl yoksullaştırdığını anlamak için şimdi önümüzde bir fırsat çıkıyor. Galeano’nun  “Latin Amerika’nın Kesik Damarları” isimli kitabı SEL yayınlarından çıktı. Brezilya, Bolivya, Şili, Ekvator, Paraguay, Venezüella, Meksika, Peru, Haiti, Küba, Guatemala ve Salvador’un dünü ve bugününü ele alıp tek tek inceleyen ve bunca geniş bir tarihi ve coğrafi bilgiyi 359 sayfalık bir kitaba sığdıran Galeano, inanıyorum ki sadece Latin Amerika’nın değil, tüm insanlığın tarihini özetliyor.
İkinci Kitabı olan ve “Neredeyse evrensel bir tarih” alt başlığı ile yayınlanan ve aynı yayınevinde çıkan “AYNALAR” isimli denemelerinin de mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum. Sığ siyasi söylemlerin bizleri bunalttığı bu günlerde, insanlık tarihine yeniden bir göz atmanın zamanıdır. Bugünü doğru anlamanın ve kavramanın yolu, geçmişi doğru değerlendirmekten ve doğru anlamaktan geçer.
Kapitalizm, emperyalizm, neo-liberalizm, globalizm gibi kavramları tanımak, uluslar arası sömürünün niteliğini doğru kavramak için bu iki kitap iyi bir başlangıç olabilir. Okudukç, çok uluslu şirketlerin ülkeleri nasıl sömürdüğünü, özelleştirmelerin kimlere yarar sağladığını, askeri darbelerin nerelerde planlanıp kimlere yaptırıldığını görecek ve ister istemez tarihimizle olan benzerlikleri keşfedeceksiniz.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir