KÖYÜMÜZ / MAHALLEMİZ

Author Image
Hamza Oğuzer
Demireli Köyü’ndeyiz. Vakit akşam ve hava oldukça serin. Selâm vererek önümüze çıkan ilk kahveden içeri giriyoruz. Köylüler, bu saatte böyle kadınlı erkekli bir grup beklemedikleri için bizi şaşkınlıkla izliyorlar. Selâmlaşma faslından sonra CHP ilçe başkanı Vahit Girgin, durumu açıklıyor: “CHP Bursa milletvekilimiz Nurhayat Atmaca Kayışoğlu ile birlikte sizleri ziyarete geldik.
Her zaman olduğu gibi, son genel seçimde de köyünüzde CHP’yi birinci parti yaptınız. Bize verdiğiniz destekten ötürü size çok teşekkür ederiz.”
Sebebi ziyaretimiz böylece açıklandıktan sonra, herkes yerine oturuyor. Muhtar İsmet Turan ve 84 yaşındaki Remzi Tanıl, milletvekilinin yanına alınıyor ve sohbet başlıyor.  Remzi Tanıl, yıllar önce, il genel meclisi üyeliği de yapmış, eski bir CHP’li. Cebinden bir bloknot çıkarıyor ve kendi el yazısı ile yazdığı bir yazıyı yüksek sesle, okumaya başlıyor.
“ İktidar olmak, sadece parti üyelerine değil, bütün insanlara, partinin kapısını ardına kadar açarak, geleni sevgi ile içeri alan, ona derdini rahatça anlatabilme imkân ve fırsatı veren, sorunlarına yasalar çerçevesinde çözüm getiren bir yönetimin var olduğuna, vatandaşı inandırmakla mümkündür.
İktidar tavanda değil; esasen tabanda kazanılır. Bu nedenle ilçe teşkilatına çok büyük görev düşmektedir. Kongreler biter bitmez teşkilâtın kapısına örümcek ağını örer, güvercin yuvasını yaparsa, o zaman iktidar olmak, o parti için bir hayal olur.
Çalışma ihmal edilir, geceyi gündüze katarak faaliyet gösterilmezse, karşı tarafın iktidar kutlamalarına ve zafer şenliklerine seyirde, sadece ortakçılık yapmış olursunuz.”
Şu an partinin kayıtlı üyesi olmayan Remzi Tanıl’ı yeniden üye yapmak istiyorlar. “Ben rahmetli Bülent Ecevit’in döneminde çok çalıştım. Bu yaşımda yine üye olurum; ama şimdi değil. Şimdi acılıyım, acım var. En kısa zamanda üye olurum; ama şimdi olmaz.” Diyor. Muhtar açıklıyor durumu: “ Yakın zamanda oğlunu kaybetti. Oğlu Umre’ye gitti ve gittikten iki gün sonra da ölüm haberi geldi.” Hepimiz üzüntülerimizi beyan ediyor; kendisine başsağlığı diliyoruz.
Konuşmalar bir süre daha devam ediyor, çaylar tazeleniyor, fotoğraflar çekiliyor ve ardından Çördük Köyü’ne gitmek için izin isteniyor.
Çördük Köyü’ndeyiz. Başkan, partiye desteklerinden ötürü yine köylülere teşekkür ediyor. Milletvekili, kısa bir konuşma yapıyor. Köylüler ilgiyle dinliyorlar. Ardından, kendi sorunlarını dile getiriyorlar. Hayvancılık bitme noktasına gelmiş, çiftçilik deseniz, öyle. Tek geçim kaynağı zeytincilik. Köyde genç nüfus kalmamış. Diyorlar ki: ”Köyde düğün bile olmuyor artık; çünkü evlenecek genç kalmadı. Köy yaşlılara, emeklilere kaldı. Gençlerimiz iş bulma umuduyla gidiyorlar ve iş bulunca da bir daha köye dönmüyorlar. Giden her genç biliyor ki; dönerse aç kalacak.”
Genç bir bayan giriyor içeri. Köyün muhtarı imiş…  Sabahat Kanlıoğlu. Köyü de köylüleri de çok seviyor. Güzel şeyler yapmak istiyor. Büyükşehre bağlanmanın artıları da var eksileri de diyor ve: “ Keşke, hep köy olarak kalsaydık.” Diye de ekliyor. Köyde, kadın muhtar olmanın zorluklarına değiniyor. Haklı olabilir; fakat bir de şu tabloya bakın:  Erkeklerin doldurduğu şu köy kahvesinde üç kadın var ve üçü de seçilmiş. Biri milletvekili, biri muhtar, biri parti yönetim kurulu üyesi… Üstelik bugün 5 Aralık, kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 81. yıldönümü. Kutlu olsun.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir