Kadın…

Kadın…ne uzun kelime. Böyle değiştirebilir miyim Cemal Süreyya’nın müthiş dizesini. Nasıl anlatmalı kadının içinde bulunduğu girdabı… Nereden başlamalı, nasıl empati kurabilmeli? Sokaktaki amcanın, evdeki kardeşinin, babanın, hayatına giren herkesin senin için biçtiği bir rolü olduğunu bilmenin ağırlığını? Nasıl anlatmalı hemcinslerine, hatta en çok da onlara, birbirimize düşman olmadığımızı? Nasıl söylemeli bir çocuk dünyaya getirmenin seni kutsal yapmayacağını? Nasıl anlatmalı işkolik olunca saygı görebileceğini sanan kadına, sen bunlar olmadan da değerlisin hissini? Kalıplardan kurtulmaya çalışırken başka rollere büründüğünü, kategorize edilmeye ihtiyacı olmadığını, nasıl anlatmalı? Nasıl anlatmalı, makyajsız da çok güzel olduğunu? Nasıl anlatmalı, “güçlü olursam, fazla eğitimli olursam, beni taşıyacak erkek bulamam” kaygısını… Hiç çok iyi, çok fazla olmaktan korkan erkek gördünüz mü? Belli bir yaştan sonra evlenmezsen, bir daha evlenemezsin, kendini buluyorsun, ne istediğini buluyorsun, evlenmek zorlaşıyor… Bu cümleye bir kadının gözünden baktınız mı hiç? Kendini bulmaktan korkmak, bir erkeğin himayesinde güvende olmak ancak… Veya erken yaşta evlenip, çocuk yapmak istediğinde, başka şekilde yaftalanmak… Nereye koysan olmuyor, kimseye beğendiremiyorsun kendini… Birileri seni sürekli kategorize ediyor. Sonra bir gün sen, yapayalnızken, tüm bunlardan ne kadar yorulduğunu görüyorsun. Yaşayamadıkların geliyor aklına… “Deneyim” kadınlar için kabul gören bir olgu değil sanki… Bir erkek gönlünün peşinden daha rahat gidebiliyor değil mi ? Peki kadın, hangi alanda olursa olsun, neden sürekli “ispat” zorumda varlığını? Neden bir kadını başka birine anlatırken övmek için güzel meziyetleri sıralanıyor da- güzel yemek yapar, hanımefendidir, çok güzeldir, vb.- bir erkeği anlatırken “içlisi-kumarı yoktur, karıya-kıza sarkıntılık etmez, gibi olumsuzlukların olmaması üzerinden değerlendiriliyor hala? Kadının var olması için ortaya bir şey koyması gerekiyor da, erkek sadece “varlığıyla” yetiyor ? Kadın, kadını sevsin. Çok sevsin hem de. Ayrıştırmadan, yaftalamadan, bölmeden sevsin. Evvela kadınlar barış imzalasın. Kız kardeşini takdir eden, kendinden korkmayan kadınlar yetişsin, var olsunlar. Var oluşunu, kocaya, bebeğe, işine bağlamadan…

Sonrası… Sonrası en kolayı. Nesil yetiştiren kadın, döngüyü değiştirir, düzeni bozar, erkekten “adam” yapar.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir