İyi ki geldiniz Suriyeli kardeşler!

Author Image
Bazı safdil aydınların tersine, Türkiye büyük bir ülke olmak istiyorsa,  nüfusu da büyük olmak zorunda…
Üstelik bu sadece bugünün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın tezi değil…Dilimde tüy bitti anlatmaya çalışıyorum, Mustafa Kemal ve İsmet İnönü, 12 milyonluk nüfusu arttırmak için ne gerekiyorsa yapmaya çalıştılar.
Üstelik
Osmanlı’nın bakiyesi 12 milyon nüfusun yarısı da hastalıktan kırılıyordu.
Cumhuriyetin ilk büyük başarısı sağlık alanında gerçekleştirildi.
Sıtma, frengi başta olmak üzere hastalıklara karşı inanılmaz bir savaşım verildi.
“Aşı de ne? Hastalık da, sağlık da Allah’tandır” diyen bir cahil anlayış topluma egemendi.
“Gavur icadını, içinde domuz kanı olan aşıyı benim vücuduma zerk edemezsiniz” şeklindeki örümcek kafalı insanlar zorla da olsa (Buna bazıları Jakobenizm diyor) bir şekilde ikna edildi!
Cumhuriyetin kurucuları nüfusa o kadar önem veriyorlardı ki, beş ve üzeri çocuk sahiplerinden yol vergisi alınmıyordu.
Ki o dönemin en bel büken, insanı canından bezdiren para cezası buydu.
Eski fotoğraflardan gördük ki, çok çocuk yapanlara “ödül” bile veriliyordu.
Öyle görünüyor ki Türkiye, artık normal doğum oranlarıyla nüfusunu arttıramayacak!
Bu konuda en doğru yöntem dışarıdan göç almak…
Belirli nitelikteki insanları seçerek ülkemize kabul etmek…
Ne yazık ki, bugüne kadar bu yapılamadı.
Suriye başta olmak üzere sınırdan geçenler, sorgu-sual olmadan ülkeye kabul edildi.
Yine de altını çizmek gerekir ki, Suriye’deki krizden kaçarak gelenler bir fırsat yaratmış durumda…
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu konuda yanlış bir yaklaşımı oldu.
“Suriyelileri geri göndereceğiz!” söylemi hem ezilenlerden yana tavır alan bir sol partiye yakışmaz hem de komşuluk hukukuna…
Evet, Türk dış politikası AKP döneminde sürekli yeni darbeler alıyor.
Şam’da Emevi Camisi’nde namaz kılmayı düşleyenler amaçlarına erişemedikleri gibi, Ulu Cami çevresini Suriyeli dilencilerle doldurdular.
Ancak, bir gerçeği de görelim, bu kaosu yaratan esas aktör Beşar Esad yönetimi değil mi?
Onun zalimliği, katilliği olmasa, Suriye bu noktada olur mu?
Her neyse…
Suriyeliler şu anda ülkemizin onurlu ama zorunlu konuklarıdır.
Onları ülkemize biz ithal etmedik, kendileri kaçarak geldiler.
Şimdilik konuklar ama bir süre sonra unutmayın ki, ev sahibi konumuna da gelecekler.
Bilimsel bir araştırma sonucunu söyleyeyim:
“Bir yerden bir başka yere göç edenlerin ancak yüzde 20’si geri döner!”
Yani bazıları çatlasa da, patlasa da Suriyeli göçmenlerin yüzde 80’i bu Türkiye’de kalacak.
Herkes hesabını ona göre yapsın!
Bu bizim için büyük bir fırsat aynı zamanda…
Şu an fabrikalarda yüz binlerce Suriyeli çalışıyor.
Türk insanı maşa başı görev beklerken, Kürt gençleri ne yazık ki, hendeklerde ölmeyi/öldürmeyi marifet sayarken, fabrikalar işçi bulmakta zorlanıyor.
Anlayacağınız Kapitalizmin ihtiyaç duyduğu ucuz işgücünü Suriyeliler sağlıyor.
Buna olumsuz bakan da olabilir,  saygı duyuyorum.
Ayrıca, göçün olumlu yanı nitelikli insanların da gelmiş olması…
Tahmin ederim, önümüzdeki günlerde çok sayıda işadamı çıkacak Suriyeli göçmenler arasından…
Daha şimdiden dünya çapında bir müzisyen çocuk, üstelik Bursa’dan çıkmadı mı?
Suriyeli Asaad Cimuk  müzik başarılarıyla kentimizi gururlandıran isimlerden biri oldu.
Geçtiğimiz günlerde Taraf Gazetesi’nde “İŞİD’den kaçan Suriyeli heykeltıraş taş ocağında sanat yapıyor” haberi vardı.
Jamil Cacha adlı heykeltıraş ülkesinde ilk heykel müzesini açan kişi aynı zamanda…
Şimdi Burdur’un Bucak ilçesinde hem de bir taş ocağında heykel yapıyor…
Taş Ocağı işletmesi sahibi Süleyman Aksoy’un sözleri sanırım bu durumu anlatmaya yeter:
“Biz sanatını gerçekleştirmesi için ona her türlü desteği vereceğiz. Bizim sıradan taşlar olarak gördüğümüz parçalardan ortaya çıkardığı eserleri görünce şaşkına döndük.”
Hep göçün olumsuz yanları yazılıyor, çiziliyor; ben de optimist bir insan olarak olumlu yanlarını görmeye çalıştım.
Ne dersiniz?

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir