HİÇBİR ŞEY, BİRİLERİNİN DEĞİLDİR – 2

Bir kardeşim derki; sevmediğimiz birisinin yemek yiyişi şapur şupur, yürüyüşü ise lapur lupur gelirmiş insanın kulağına. Dolayısıyla birçok şeyde peşin hükümlü olmamıza sürükler bu durum. Aradan geçen yıllar içinde nüfusları kat kat artmış Roman hemşehrilerimizin, nüfus artışlarına paralel olarak diğer ihtiyaçları yerinde saymış, birçok baba meslekleri teknolojinin gazabına uğramış, bu günlerde can çekişen süpürgecilik ve bir iki el sanatları kalmış ellerinde. Köşe başlarında hamallık yapmak için bekleşen insanlar çoğalmış, at arabaları azalacağına çoğalmış, hurdacılık uğraşanların sayısı da artmış, hurdacılık geri dönüşümde büyük fayda sağlarken azda olsa geçim kaynaklarına katkı sağlamakta, kadınlar evlerde merdiven ve diğer temizlik işlerine gitmekteler, pazar yerlerinde gençlerin birçok alan da satış yaptıklarını gördükçe şahsen seviniyorum, tarımla uğraşanlarda var, ancak kazançları onları tatmin etmiyor, yevmiyeye gitmek onlara daha cazip geliyor, çünkü nüfusları kalaba, yaz aylarında sayfiye yerlerine gidenlerde çok, yazın kazandıklarını kışın onlara destek oluyor. Şunu paylaşmadan geçemeyeceğim, evlere temizliğe giden bayanlara, ev sahipleri evlerinin anahtarlarını teslim edecek kadar güvendiklerini duydukça inanın seviniyorum, dolaysıyla bazı peşin hükümler yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlamış. Okulları var, önceleri diğer mahallelerdeki çocuklarla birlikte eğitim görüyorlardı, zaman geçtikçe cahilliğin verdiği bilinçsizlik ayrışmayı hızlandırdı, oysa kaynaşma zaman içinde daha iyi yerlere gelecekti. Diğer okullara gittiğim gibi, onların okullarına her yıl giderim, önceleri beni kravatlı gördüklerinde etrafımı sarıp, bize iğne yapmaya mı geldin derlerdi, daha sonraları tanıştık, artık beni uzaktan gördüklerinde yine etrafımım sarıyorlar, yanıma gelemeyenler pencerelerden Tema Dede hoş geldin diye sesleniyorlar, yollarda karşılaştığımızda bazıları gelip elimi öperken, bazıları yanlarındaki ailelerine bak şu Tema dede deyip gösteriyorlar, mahallelerinde Dernek kurdular, bu çalışmalarında bir çok arkadaş gibi yardımcı olmaya çalıştım, bu dernekleri sayesinde onlarla daha yakın olma şansım oldu, onlara söyleşi ve konferanslar: fidan dikme etkinliklerimiz oldu. Hele her yaştaki insanlarla birlikte fidan dikimlerimiz görülmeye değerdi, büyükler Tema önlükleri sırtlarında fidan çukurları açarken, her yaştaki çocuklar fidanları taşıma telaşı içindeydiler, şunu da paylaşmadan geçemeyeceğim, baktım birçok çocuk var etrafımda, bir çoğunun mevsim icabı sümükleri akıyor, üstleri tozlu, onlara bakın çocuklar biraz sonra buraya gazeteciler gelecekler, sizi böyle görürlerse gazetelere çirkin çıkarsınız dememle bir anda hepsi kayboldular, ne olduğunu anlamadan aradan geçen beş on dakika sonra tüm çocuklar yüzlerini yıkatmışlar, en güzel elbiselerini giymiş olarak yanıma gelmişlerdi, önce şaşırmış, ne diyeceğimi bilemezken, küçük şeylerin neleri harekete geçirebileceğini düşünmüştüm. Hala çocukların o hareketlerini unutamam. Çocukların yanı sıra büyüklerin heyecanları da en az çocuklar kadardı, hele son fidanları protokol ile halaylar çekerek diktiğimizdeki günü hiç bir zaman unutamam oradaki her yaştaki insanlarında unutacağını sanmıyorum.
Sürecek…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir