HEMŞERİM MEMLEKET NİRE?

Author Image
Hamza Oğuzer
 “Hem şehri” (Hemşeri),  aynı memleketli olanların birbirlerine göre durumunu anlatan farsça bir sözcük. Bizde daha çok, aynı kentlerde doğan insanları anlatır.
Gel gelelim, durum artık çok farklı. Çünkü günümüzde, neredeyse herkesin iki memleketi var. Biri doğduğumuz, diğeri doyduğumuz, iki farklı memleket. Bizim insanımız genellikle birinciyi öne alır. Adam, doğup büyüdüğü Van’dan, Konya’dan  kalkıp Bursa’ya gelmiş. Doğduğu yer kendisini doyuramamış, o da her şeyini satmış savmış, kalkıp ekmeğinin peşi sıra Bursa’ya kadar gelmiş.
Yıllar geçmiş, çoluk çocuğu burada doğmuş, büyümüş, evlenmiş… Adam hâlâ karşılaştığı her Vanlıya veya Konyalıya “hemşehrim” diyerek sarılıyor. Yetmiyor, Bursa’daki Vanlılarla yahut Konyalılarla bir araya gelip, Hemşehri Dayanışma Derneği kuruyor.
Bu şekilde iç göçle Bursa’ya gelip yerleşenlerin kurdukları Hemşehri Derneklerinin sayısı 40’a yaklaşıyor. Buraya geleli yıllar olmuş; ama o, hâlâ geldiği yerin kültürünü yaşamak ve yaşatmak istiyor.
Çok kültürlülük, çok seslilik elbet de güzel bir şeydir; ama şu an yaşamakta olduğumuz kentin de kendine özgü ekonomik, sosyal, kültürel yapısı ve tarihi bir dokusu vardır. Bu yeni kültürü özümsemek, kentin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısına katkı sunmak da bir o kadar önemli değil midir?
Düne kadar belki önemi yeterince anlaşılamamıştı; ama bugün bunun ne kadar önemli olduğu, “Kent Konseyi” yapılanmasından anlaşılıyor..  08. 10. 2006 tarih ve 26313 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Kent Konseyi Yönetmeliği” bu çalışmanın çerçevesini çiziyor ve konseyin oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Örneğin,  Bursa Kent Konseyi, kendi içinde 30 farklı çalışma grubu oluşturmuş. Bu gruplardan biri de Hemşehri Dayanışma Dernekleri Çalışma Grubudur. Bu çalışma ile hedeflenen, farklı illerden gelen insanların kurdukları Hemşehri Derneklerini  bir çatı altında toplayarak, öncelikle kültürel kaynaşmayı sağlamak yoluyla, daha zengin ve özgün bir kent kültürü yaratmaktır. Kısaca yapılmak istenen, Avrupa Birliği’nin,  göçmenler için uyguladığı entegrasyon programları dibi bir şey…
Hemşehri Çalışma Grubu’nun amacı: “ Hemşehrilerin, kente olan sosyal bağlarını güçlendirecek biçimde, yaşadıkları kentin farkına varmalarını sağlamak, kendilerine, şehrin bir parçası olduklarını hissettirmek ve böylece, şehrin her türlü değerine bilinçle sahip çıkmalarını temin etmek…” Yani, demek isteniliyor ki, doğduğun yere değil, doyduğun yere bakacaksın. Bir yerin ekmeğini yiyorsan, hakkını da vereceksin.
Şimdi diyeceksiniz nereden çıktı bu konu? Açıklayayım; Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaptığı son çalışmadan… TÜİK, verilerine göre İstanbul’da 14 milyon, 657 bin, 424 kişi yaşıyor. Anadolu’nun tüm illerinden akıp gelmişler. Öyle ki; Erzincan, Giresun, Kastamonu, Sinop, Sivas, Tunceli, Bayburt, Ardahan gibi illerinden İstanbul’a gelenlerin nüfusu, geldikleri illerin nüfusunu geride bırakmış.
Örneğin, Erzincan’ın bugünkü nüfusu: 222.918 iken,  İstanbul’da yaşayan Erzincanlıların nüfusu: 306.536…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir