Halklar ve ağaçlar

Author Image
Necati Özyiğit
Cermenler,(Almanlar) ağaçları kutsal sayarlar, ağaçları tahrip edenleri de korkunç tarzda cezalandırırlarmış. Bir ağaç kesmek, bir adam öldürmeye bedelmiş.
Tanrılarını insan kılığına sokarak Tanrılıktan çıkarmak korkusu, Cermenlere, ormanları Tanrıların evi, ağaçları onların kutsal varlıklarının habercileri olarak saydırmıştır.
Bu inanca ilişik olarak evreni, sürekli yeşil kalan ve öte dünyanın derinliklerinden köklere kadar yükselen ulu bir ağaca benzetmişler; dünya batacağı zaman o ağacın sarılıp tutunacağına inanmışlardır.
Hıristiyanlık bu inancı yıkmak için yüzyıllarca uğraşmış ve yıkmışsa da orman ve ağaç, Almanlar için saygı değer olarak kalmıştır.
Bugün bile Almanya’da hala ziyaretgah olan, bizdekiler gibi nezir (adak) ağaçları vardır ve onlardan kiminin yanına, ziyaretçilerin ilgisini Hıristiyanlığa çelmek için küçük kiliseler yaptırılmıştır. Tabiata bağlılığın eski, mistik bir kalıntısı olan ağaç kültürü, Alman geleneklerinde hala canlıdır.
Almanya’da bazı bölgelerde, her doğum için bir ağaç dikildiği gibi evlenmelerde de gelin ve güvey için birer ağaç dikilir ve böylece yeni doğan çocuğun yeni evlilerinde sağlık ve mutlulukları eskiden tabiatüstü kutsal bir varlık sayılan ağaca bağlanarak onunla muammer olacaklarına inanılır.
Genç sevgililerin bahtlarının, sevgilerinin sürekli olması dileği ile adlarına ağaçların gövdelerine kazıma veya oymaları da sanıyorum ki bu eski inançtan kaynaklanan bir davranıştır.
Goethe, “Şiir ve gerçek” te bununla ilgili pek hoş bir hikaye anlatılır. “İnsan hali bu ya, bende adıma vurgunum, genç ve çiy kişilerin yaptığı gibi onu her yere yazardım. Sonbaharda, Anette’ye tutkunluğum pek ateşli olduğu zaman, onun adını da kendi minkinin üstüne kazmak zahmetine katlandım. Baharın, bir tesadüf, oraya gitmiştim.
Ne göreyim ağaca dehşetli su yürümüş, onun adını çizen kesitlerden dışarı sızmış ve o masum ağaç gözyaşını benim adımın kuruyup sertleşen çizgilerini ıslatmış.
Hırçınlıklarımdan kaç sefer gözyaşları döken Anette’yi, öyle ağlar gibi görmek beni kahretti. Ona olan sevgimi ve yaptığım haksızlıkları hatırlayarak benimde gözlerim yaşardı.
Hemen koştum ona, kendimi iki defa, üç defa affettirmek için…
Ağaç kabuğuna adını kazıyan ünlü ozanların, Goethe, ne ilki nede sonuncusudur. Hasılı, bu ozan sözleri, genç aşıkların bile mutluluklarının, gövdelerine adlarını kazıdıkları ağaçlar gibi, uzun ömürlü olacağına inandıklarını anlatan eski sihirli bir gelenekten yansıyan hoş sedalar olsa gerek…
Ya biz, Türkler???
Sürecek…
Kaynak: Prof. Dr. Hikmet BİRAND… Alıç ağacı ile sohbetler…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir