Haddimi Bilirim

İki yıl gibi bir süre gazetemdeki köşe yazılarımdan uzak kaldım.
Öğrendim ki;
Yokluğumu fark edip arayan soran, yazılarımı okuyan dostlarım da varmış.
Beni okuyan tekrar yazma cesaretini veren dostlarıma selam olsun.
Okumak dedik ya, Mevlana’nın şu sözünü yazmadan geçemeyeçeğim:
           “Bin sene de okusam,
            Ne biliyorsun diye sorsalar bana
            Haddimi bilirim derim”
            Ne kadar özlü ve güzel bir söz değil mi?
            Yakın zamanda kaybettiğimiz, yerel basındaki köşe yazılarıyla ilçemize büyük hizmetleri geçen, Şakir Sayan ağabeymin bir köşesi vardı, “Ara Sıra”.
            Onun anısına yerel basında akıttığı ter, verdiği büyük mücadelelere karşılık unutulmaması adına, Ara Sıra’yı İlkadım’daki köşemde yaşatmak istiyorum, ruhu şad olsun.
            Şu yazmakta kullandığımız kalemlerin bir dili vardır. Kar beyaz kağıtların üzerinde her ne kadar siyah lekeler gibi görünseler de, çiziklerinde; bir sorumluluk taşırlar. Örneğin, bilgi birikimi, sosyal ve toplumsal paylaşım, demokrasi, hak, hukuk gibi.
            Yazmak sadece bir beceri işi değildir, aynı zamanda bir sorumluluktur.
            Herkesi hoşnut eden bir yazı yazdığınızda, bilesiniz ki o yazının içerisinde köklü bir yanlışlık vardır. 
            Uzun süre Bursa’daydım. Geldiğimde Mehmet Bursalı’ya dedim ki, “Gazetendeki köşeler hayli boşalmış. Senin güçlü bir kalemin var, neden yazmıyorsun?”
            Dedi ki, “ Erol Abi, ben yazdım mı yıkıyorum! Onun için “Ara Sıra”.
            Eh! Mehmet Bursalı benden hayli küçük. Yaşı küçük olanın cesareti büyük olur derler. Yaşlar, merdiven basamaklarını çıktıkça kalemlerin sivri uçları yumuşacık oluyor.
            Sivri yazılardaki mesajı, yumuşak kaleme indirgemek te, yazanı hayli terletiyor.
            Ben uzun bir süre siyaset de yaptım. İnanır mısınız, onu da ağzıma yüzüme bulaştırdım, beceremedim.
            Ağzım laf yapıyor, iyi kelam ediyorum diye hep beni  konuşmacı olarak öne sürdüler.
            Ben de; köyde, beldede, kentte laf ebeliği yaparken, “iktidarda kim varsa ona oy verin, yoksa hizmet alamazsınız” derdim.
            Hal böyle olunca, bulunduğum partiye de bir türlü yaranamadım.
            Benim inandığım, bildiğim demokrasi tabi ki bu değildi.
            Ama kervan böyle yürüyordu. Ben onu vatandaşlarımıza anlatırken, partimin istediğini değil, kervanın yolunu tarif ediyordum. Olmadı, beceremedim siyaseti.
            Bizim siyasetimizde ötekilere yer yoktu. Ya bizden olacaksın, ya da susup oturacaksın.
            Eh! Kalem yoruldu, ben yorumdum, yazınında sonuna geldik.
            Ben özlü sözleri çok severim. O sözlerin hepsi bir köşe yazısı kadar anlam içerir. J. F. Kennedy’nin güzel bir sözü ile hoşça kalın.
            “Demokrasilerde bir seçmenin cehaleti, bütün halkın güvenliği için tehlikelidir”

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir