GÜNEY’DEN KUZEY’E GİDEN YOL -2-

Yatalak annesini oğlu bir küfeye oturtup hava alsın diye gezdirirken Hoca
ile karşılaşırlar. Hoş sohbetten sonra hoca “oğlum ever anneni” diyor. Oğlu da “aman hocam neresini evereyim? Görmüyor musun?” deyince, anne elindeki sopa ile oğluna vurmaya başlamış “sen hocadan iyi mi bileceksin” diye..
Şu meşhur İzmir – İstanbul oto yolunun güzehgahının o büyük büyük prof’lardan, mühendislerden iyi mi bileceksiniz diyenler çok ama esas TOPRAK ANA’nın kim olduğunu onlardan iyi bildiğimizi ve bilmek zorunda olduğumuzu anlatmaya çalışıyoruz. Dünya nüfusu 2050’lere gelindiğinde 10 milyarı geçeceği, bunun yanında Türkiye’nin nüfusunun da buna paralel olarak artacağı bir gerçektir. Bu gün halkı açlıktan kırılan başta Somali, Etiyopya gibi ülkelere baktığımızda bu ülkelerde, Ulus ötesi şirketler milyonlarca hektar arazileri kiralamışlar, yerel halkın değil de, Avrupa zenginlerinin ihtiyaçları ve lüks araçları için ucuz biyo-dizel elde etmek için çeşitli bitkileri ektikleri görülmektedir. Bu araziler kiraya verilirken belki halkın hiç haberi olmamış veya ne güzel vaatler verilmiştir.
Bu gün üretilen her otomobilin en az dört metre karelik bir alanı üretim dışı bırakıp bir daha kullanılmaz hale getirdiğini düşünürsek, yap-işlet-devret modeli yapılacak bu oto yolun, ömrünün elli yıl belki biraz faz1a, ülkemize devredildiğinde otoyoldan elde edilecek gelir, otoyolun tamiratına bile yetmeyecektir. Bu geçen zaman zarfında Ulus ötesi şirketlerin cebine girecek milyarlarca doları düşünmesek bile, parçalanmış, tahrip edilmiş, kirlenmiş, zehirlenmiş, yer altı sularının bile kullanılamaz hale getirilmiş, artık hiç bir üretiminden hayır gelmeyen, tarihte bir çok örneği bulunan sadece aç çakalların gezindiği bir ovayı hayal etmek ne kadar ürkütücü geliyor değil mi? Toprak ANA’mızın halini hocalar değil en iyi biz anlarız ve anlamak zorundayız. Bu endişelerimizi uzun uzun tüm Bursa Milletvekilerimize yazarak anlatmaya çalıştık, tek bir milletvekilinin başka cevap veren olmadı. Ya biz anlatamamıştık, ya da onlar yanlış anlamışlardı veya her ülkede olduğu gibi Ulus ötesi şirketlerin dediği oluyordu.
Biz çevreciler, toprak sevdalısı TEMA’cılar, bir avuç toprağımızı kaybetmemek için bir fidan diktirmenin uğraşı içerisinde, bir karış toprağı kirlettirmemenin uğraşını verirken, bir yudum suyun kirlenmemesi için bin bir mücadele verirken, bir nefes havamızı temiz tutmak için, başta hiç bir insanın açlıktan, susuzluktan, havasızlıktan ölmemesi için duyarlı insanlar mücadele verirken, bir anda Hoca dedi diye toprak ANA’mızı bir kaç kuruş için evermenin ne kadar doğru olacağını siz karar verin.
Bu gün o güzelim toprağa yapılmış haksızlık, tüm canlılara yapılmış en büyük haksızlıktır. Her şeyin yerine konacak bir şeyler bulunabilir de, toprağın yerine konabilecek bir şey yok. Unutmayalım ki TOPRAK Yaşamdır.
Kalın Sağlıcakla.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir