Görmek kolay, önceden görmek zordur

Bu hafta yazıma yaşanmış bir hikaye ile başlamak istiyorum.
Hintli bir adam, suda boğulmak üzere olan bir akrep görür. Onu kurtarmak isterken akrep onu sokar.
Tekrar kurtarmaya çalışır, akrep yine sokar.
Yakınındaki birisi ona:
“Sürekli seni sokmaya çalışan akrebi kurtarmaktan vazgeç” der. Hintli adam ona dönerek :
“Sokmak akrebin doğasında vardır. Benim doğamda ise sevmek var. Neden akrebin doğasında sokmak var diye kendi doğamda olan sevmekten vazgeçeyim?”
Sevmekten vazgeçmeyin. İyiliğinizden, merhametinizden vazgeçmeyin. Etrafınızdaki akrepler bizi soksalar bile… Aslına bakarsanız, güzel ve sevecen insan olmak hepimizin doğasında var. Yeter ki içimizdeki nefreti, gururu ve kini yenmeyi bilelim.
Çirkefleşti mi dünyamız, bozuldu mu insanlığımız diye sevgilerimizi köreltmeyelim.
           Hepimizin beynini gün ve gün tırmalayan soru:
            Nerde o güzel insanlar? Nerede o eski dostluklar, nerede o eski komşuluklar demiyor muyuz?
            Veren ve sevgiye uzanan eller suçlu, alıp ta götürenler, kırıp ta dökenler güçlü mü oldu? Size de öyle mi geliyor?
            Geçenlerde Necati arkadaşım köşesinde yazdı.
            Güzelim köprümüzün korkuluklarındaki parmaklıkları güç denemesi yaparak eğip bükenler,
            Dükkanın çöpünü setin üzerinden dere boyuna atanlar,
            Evinin çöp torbasını balkonundan veya penceresinden basket çalışması yapar gibi, çöp bidonuna atmaya çalışanlar,
            Arabasının camından sigara küllüğünü yollara boşaltanlar,
            Yeşil alanlarımızdaki çiçekleri, gül fidanlarını kökünden çıkarıp kendi bahçesine götürenler,
            Onlara bir atasözü ile;
            Biraz insan olun diyeceğim ama sizleri zor durumda bırakmak istemiyorum. Toplum içerisinde bizler inandığımız veya gönlümüzün istediği gibi yaşayamayız. Başkalarına, bulunduğumuz yere karşı toplumsal sorumluluklarımız vardır. Onları göz ardı etmek, örf ve adetlerimizin inkarı olur.
            Sevmek, kollamak, korumak, vicdani duygularımızı merhameti elden bırakmamak, hepimizin öncelikleri olmalıdır.
            Ulusal medyada İlhan Kesici’nin bir köşe yazısında söyledikleri ile yazımı bitiriyorum.
            “Vicdan konusu çok önemli. Ama Müslümanlıkta sadece vicdan yetmez. Onun yanına bir de merhameti koymak gerekir. Vicdan edilgen bir şeydir. Merhamet ise etken. Bir haksızlık bir insani dram karşısında vicdanın sızlayabilir. Ama orada kalırsan, bu sızlamanın hiçbir manası olmaz. Eyleme geçmek gerekir. İşte o da merhamettir”
            Sevgiyle kalınız…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir