GARİP TATAR

Author Image
Hamza Oğuzer
Tarih 11 Nisan 1980. Kızı Pınar’ı okuluna bırakacak ve sonra İstanbul Radyosu’ndaki işine gidecekti. Aşağı inip arabasına doğru yürüdü. Bir yandan arabayı siliyor bir yandan küçük kızıyla  sohbet ediyordu. Üç adam yaklaştı yanına. Birden silahlarını çekerek kendisini çapraz ateşe tuttular.
Adamlar kaçarken o, kanlar içinde yere yıkıldı. 16 el ateş edilmiş, 5 kurşun isabet etmişti. Son kez 8 yaşındaki kızı Pınar’ın gözlerine baktı ve:”Pınarım, Pınarım “ diye iki sözcük döküldü solgun dudaklarından. Sonra öldü.
1980 darbesinin ardından İstanbul’da başlayan MHP davasında bu cinayetle ilgili dört isim yargılandı. Bu isimlerden ikisine hiç ulaşılamadı. Biri suçsuz bulundu. “Kendisini solcu olduğu için öldürdük.” Diyen dördüncü kişi müebbet aldı; ancak cezası Askeri Yargıtay’ca bozulunca bu kez cezası 8 yıla indirildi. İyi halden 4 yıl yatıp çıktı. Bizim Garip, 1980 öncesi o karışık dönemde, faşistler tarafından gerçekleştirilmiş faili meçhul bir cinayete kurban gitti. Doğan Öz, Bedrettin Cömert, Cavit Orhan Tütengil, Abdi İpekçi ve daha niceleri gibi…
Garip Tatar gerçek adıydı; ama biz onu Ümit Kaftancıoğlu olarak tanıdık.1935 yılında Ardahan’a bağlı Hanak ilçesinin Koyunpınarı (Saskara) köyünde dünyaya geldi. Yedi çocuklu yoksul bir köylü ailesinin beşinci çocuğuydu. Köyünde ilkokulu bitirdikten sonra Clavuz Köy Enstitüsü’ne gitti. Enstitü bitince Mardin-Derik’te ilkokul öğretmenliği yaptı. Sonra Balıkesir Necati Bey Eğitim Enstitüsü Ed. bölümünü bitirdi. Rize-Pazar’da Türkçe öğretmeni olarak görev yaptı.
TİP’in kurucuları arasında yer aldı. Geçirdiği soruşturmalar sonunda öğretmenlikten alındı. Yedek subay olarak yaptığı askerlik görevini bitirince; TRT’nin açtığı sınavı kazanarak İstanbul Radyosu’nun “Köy Yayınları” bölümünde işe başladı. Radyoda “Av Bizim Avlak Bizim” “Dilden Dile” “Yurdun Dört Bucağından” gibi programlar hazırladı ve sundu.
Halk âşıklarını, halk kültürünü, halkın sorunlarını mikrofona taşıdı. Anadolu’yu dolaşarak derlemeler yaptı. Örneğin: “Evreşe Yolları Dar” ve “Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar” gibi türküleri derledi;  Zülfü Livaneli ve Ruhi Su ile sayısız albümler hazırladı.     “Dönemeç” adlı öykü kitabı ile TRT büyük ödülü yarışmasında birinci oldu. O bir Alevi idi. İçinden geldiği kültürü inceledi ve “Hakullah” adıyla kitaplaştırdı. Bu bir röportajdı. “Alevi toplumunda inanç sömürüsü” alt başlığı ile Alevi inanç önderleri olan DEDE’lerin eğitimsizliğini, birtakım sahte dedelerin halkı nasıl kandırıp sömürdüğünü anlattı. Bu eseriyle Milliyet Gazetesi Karacan ödülleri kapsamında röportaj dalında birincilik ödülünü aldı.
Prodüktör, yazar, araştırmacı, gazeteci kısaca çok yönlü bir aydın. Ardında 3 öykü kitabı, 2 roman, 1 röportaj, 1derleme (Köroğlu Kol Destanları) ve 10 çocuk kitabı bıraktı. Öldürüldüğünde 45 yaşındaydı ve kırk beş yıla bunca eseri sığdırabilmiş bir insan olarak yaşsaydı eğer, kim bilir daha ne eserler yazacaktı. Katledilişinin 35. yılında kendisi saygıyla anıyoruz.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir