Dolandırıcılar 24 Kasım 2006

Bu sabah büroma geldim, gazete haberlerine göz gezdiriyorum.
Bir haber dikkatimi çekti, başlıkta “Deli Deli Küpeli Filmi Gerçek Oldu” yazıyordu. Haberi okuyunca yine eski günlere döndüm.
Yıllar önce oda tiyatrosu başkanlığı yaptığım sıralarda, birçok tiyatro eserini okuduğum gibi aynı zamanda sahneye koymak için çalışmalar yapmıştık.
Cevat Fehmi Başkut’un “Buzlar Çözülmeden” isimli tiyatro oyunu gözlerimin önüne geldi. Eser çok yıllar önce yazılmış olmasına rağmen bugün konusunu bütün canlılığıyla muhafaza ediyor. Bu oyunu birçoğunuzun seyrettiğini tahmin ediyorum.
Kuşadası’nda, sahte bir Kaymakam birkaç gün stajyer Kaymakam olarak görev yapıyor. Daha sonra ise foyası meydana çıkacak diye kayıplara karışıyor.
Yıllar önce adam, İstanbul’da Saat Kulesini, tramvayları, vapurları satabiliyor.
Bu tür dolandırıcılık ve sahtecilik yapabilen insanlar son derece profesyonel oldukları gibi aynı zamanda insanları inandırma kabiliyetleri çok ileri insanlar olup, onlara inanmamak çok zor oluyor. Bunlar her türlü rolü rahatlıkla yapabilen şahıslar, o tür insanlardan her zaman sakınmak gerekir.
1960’lı yılların ortalarında, okula bir öğretmen gelerek, falan atölye öğretmeni olarak atandığını, kararnamesinin bakanlıkça postaya verildiğini söyleyince, Baş muavinimiz rahmetli hocamız İsmail Dilek hemen kendisine yardımcı olarak, her türlü isteği ve ihtiyacı için harekete geçiyor.
Bahçelievler’de kendisine bir ev tutuluyor, elektrik ve suyu bağlatılıyor. O yıllarda okulda yardım sandığımız var, sandıktan iki maaş karşılığı yardım yapılıyor.
Bütün idareci ve öğretmen arkadaşlarla tanıştırılıyor. Kararnamesi gelmediğinden ders dağıtımı yapılmıyor ancak öğretmen olduğunu söyleyen kardeşimiz her gün okula gelip gidiyor. Bizlere epeyce rol kestikten sonra bir gün ortadan kayboluyor.
O yıllarda yine şu anda rahmetli olan, bakanlığımız müsteşar yardımcılığına kadar yükselen Okul Müdürümüz Hüseyin Aktuğ bu duruma çok sinirlendiği için rahmetli hocamız İsmail Dilek bütün suçun kendinde olduğunu ifade ederek, bir sürü özür diledikten sonra iş biraz olsun kapanıyor.
İşin nakit kısmı ise tüm üyelerden taksitler halinde birer miktar para kesilerek yardım sandığının hesapları da kapatıldı.
Yıllar önce bizim de başımıza böyle bir dolandırıcı musallat olmuştu. Daha sonralı ise Milli Eğitim Bakanlığımız böyle bir atama işleminde Tel Emri gelmeden hiçbir öğretmeni göreve başlatmayın diye emir gönderince her şey normale dönmüş oldu.
Ancak rahmetli hocamız İsmail Dilek bu olayı hiçbir zaman unutmadı. Çünkü bütün sorumluluk onun olduğu için çok mahcup olmuştu.
Dünya kuruldu kurulalı bu tür dolandırıcılar iyi niyetli insanların korkulu rüyası olmuştur. Her zaman dikkatli olmak gerekmektedir.
Herkese tasasız güzel günler temenni eder. Dolandırıcı ve üçkâğıtçılardan uzak durmalarını tavsiye eder, saygı ve sevgilerimi sunarım.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir