DIŞ GÖRÜNÜŞE ALDANMAYALIM Mustafakemalpaşa/16.11.2019

 
Belediye yakasından, Hükümet Yakasına geçtiğinizde Atatürk Heykelinin tam arkasında, çok yıllar önce Rahmetli Şakir Sezen'in Hanı'nın sağ köşesinde Abdurrahim Efendi'nin Kırtasiye dükkânı vardı.
Züferbey, Lalaşahin hatta Belediye yakasındaki, ilkokullar ile ortaokul'dan bile birçok öğrencinin kitap, defter vb. ihtiyaçlarını karşıladığı bir işyeriydi.
Abdurrahim Efendi, hiç bir zaman kızmayan, her zaman hoşgörülü ve güler yüzlü, Babacan bir kişiydi. Ayni işyerinde belki arkadaşı belki de ortağı olan bir ihtiyar daha hizmet verirdi. 
Orta boylu, kırmızı yüzlü, beyaz saç ve kaşlı bu kişi, yıllar sonra öğrendiğime göre, Molla Abbas oğlu Mehmet Tavukçu Efendidir.
Hükümet yakasına inerken, Köprünün hemen sağ tarafındaki geniş alanda, körüklü fotoğraf makinesi ile vesikalık fotoğraf çeken, aynı zaman da okuma yazma bilmeyenlere mühür kazıyan Kadir Tavukçu ile İsmet, Hikmet ve Sezai Tavukçu'nun babaları olan zatı muhteremdir. 
Abdurrahim Efendi gibi sessiz ve hiç kızmayan bir yapısı olan Mehmet Tavukçu Efendinin dört numaralı oğlu olan (Deli) Sezai Tavukçu, İlkokul öğrencisi iken hastalanır. 
Belki iyi tedavi olamadığından ne yazık ki, Menenjit hastalığından sonra engelli olarak kalır. 
Aslında hiç bir zaman kötü birisi olmayan ve okumuş bir aileye mensup olan Sezai, zaman zaman hastalığının verdiği sıkıntı ile kendini kaybeder, istenmeyen hatalar yapardı. 
Bazı kendini bilmez kişilerin yaptıkları ağır şaka veya hakaretlere çok kızınca, karşısındaki kişiye ya kafa atar ya da taş atarak kaçardı. 
Bazen de Polis Memurlarına bile kafa tutardı. Kendisi ile ilgili hiç bir zaman unutamadığım, bir hatıramı sizlerle paylaşmak isterim.
ir bayram günü, bir arkadaşımızın kardeşi olan Sedat, Bayram yerinde, şimdiki kapalı pazar yerinin olduğu kısımda, üç penaltı atışı yaptırırken, Sezai gelerek, haracımı vermezsen, penaltı atışı yaptırmam diyerek tehdit eder ve müşterileri kovalar. 
Sedat ne söylediyse, Sezai laf anlamaz ve bunun üzerine, başta rahmetli Şahin Çokan ve diğer arkadaşlarına bu durumu bildirir. 
Ben ve bir arkadaşım, bayramın üçüncü günü olan Pazar günü, Gençlik Spor Kulübünün maçı için stadyumda bulunmaktayken, her zamanki gibi Sezai de oradadır.  
Bu olaya kızan kişiler Sezai'yi yakalayınca, kırdıkları bir sandalyenin bacakları ile öyle bir dövmeye başladılar ki, yürek dayanmaz. 
Ben ve arkadaşım hemen müdahale ederek, Sezai'yi ellerinden aldık. Aksi halde Sezai'yi bir de bedenen sakat bırakacaklardı. Sezai maç boyunca hiç durmadan ağladı. 
Bu olaya hayatım boyu unutamam. Menenjit çok kötü bir hastalık olup, iyi tedavi edilmediği takdirde, sağlıklı bir insanı bile deli edebilir. 
İlçemiz de Sezai ve onun gibi bir kaç kişi daha maalesef böyleydi Bu günahsız kişilerin hepsi de toprak oldular. 
Onlar da kubbe de hoş sedalar bırakarak aramızdan ayrıldılar. Onları hatıraları ile anmaya devam edeceğiz. 
Ne oldum değil, ne olacağım dememiz gerekmiyor mu? Sevgili okuyucularım.
Herkese sağlıklı tasasız güzel günler temenni eder saygılarımı sunarım. 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir