DERSHANELERİN DÖNÜŞÜMÜ

Author Image
Hamza Oğuzer
1933’te,  İsviçreli Prof. Albert Marche’nin hazırladığı rapor üzerine, üniversite reformu başlatıldı. Osmanlı’dan kalan tek üniversite (Darülfünun) kapatılarak İstanbul Üniversitesi açıldı. Hitler Almanya’sından kaçan bilim insanları, 1946 yılına kadar Türkiye’de kalmak ve iki yılın sonunda Türkçe ders verecek konuma gelmek koşuluyla, burada görevlendirildi.
Çok partili sisteme geçtiğimiz 1946 yılında, ikisi İstanbul’da, biri Ankara’da olmak üzere,   3 üniversitemiz vardı. 1950’den sonra üniversitelerin sayısı arttı. 27 Mayıs 1960 darbesinden sonra, üniversite bazında üç önemli gelişme oldu: 1) Üniversitelere özerklik getirildi. 2) Özel yüksek okulların açılmasına izin verildi. 3) Üniversiteye girişte, merkezi sınav sistemi uygulamasına geçildi.
Bugünkü anlamıyla “Dershanecilik” 1965’ten sonra ortaya çıktı. Yükseköğretime olan talebin artması, ortaöğretim düzeyinde okulların çeşitlenmesi, kalite farklılığı, MEB’e bağlı okullardaki kalite düşüklüğü, sınavların test şeklinde yapılması, test tekniklerini kavratan ve öğrencileri doğrudan sınava hazırlayan dershanelerin yolunu açtı.
70’li yıllarda eğitimde fırsat eşitsizliği yarattığı gerekçesiyle eleştirilen ve kapatılmaları istenen dershaneler, 1980 darbecileri tarafından da ele alındı. 1965 tarih ve 625 sayılı Özel Öğretim kurumları Kanunu’nda ek düzenlemeler yapan Milli Güvenlik Konseyi 16. 06. 1983 tarih ve 2843 sayılı yasa ile dershanelerin bir yıl sonra,  31 Temmuz 1984 tarihinde kapatılmasına karar verdi. Bu arada yeni kurulan Özal hükümeti 11 Temmuz 1984 tarih ve 3035 sayılı yasa ile önceki yasayı iptal ederek dershaneleri serbest bıraktı. 1984’te 174 dershane varken, bugün sayıları 4000’e yaklaşmış durumda.
Dershanelerin kapatılması yolunda, en etkili girişim AKP döneminde gerçekleşti. 17-25 Aralık olaylarından sonra Cemaatle ipleri koparan AKP hükümeti, çoğu Gülen cemaatine ait olan dershanelerin kapatılarak, cemaatin en önemli gelir kaynaklarından yoksun bırakılması amacıyla, tüm dershanelerin kapatılması için yasa çıkardı. Dershaneleri kapatacağım, söylemi ile yola çıkan AKP, çıkardığı yasa ile kapatma yerine dershanelerin özel okullara dönüştürülmesi hükmünü getirdi. Böylece dershaneler Milli Eğitim’e bağlanacak ve denetim altına alınacaktı. Yasa hazırlandı ve kesin kapatılma tarihi verildi: 1 Eylül 2015…     AKP / Cemaat savaşı gibi görünse de burada asıl amaç eğitimin ticarileştirilmesi ve özelleştirilmesidir. Bir başka deyişle, kamu kaynaklarının özel okullara aktarılmasıdır. Bu işten, cemaatin pek fazla etkileneceğini sanmıyoruz. Ne derler; “Filler tepişirken, çimenler ezilir.” Olan, yine garibana olur. Cemaat, okullarıyla yoluna devam eder.
Dershane sahiplerine arsa, eğitim desteği, kredi kolaylığı gibi teşvikler sunmanın yanı sıra, halen dershanelerde en az 6 yıldan bu yana çalışan ve formasyon almış olan 3120 öğretmene kamuda görevlendirilmek üzere kadro tahsis edildiği MEB tarafından açıklandı.     Kamuya ait okulda okuyan bir  lise öğrencisine yılda 2900 TL harcayan devlet, özel okuldaki öğrenciye 3.500 lira eğitim desteği aktaracak.  Sonunda olan, devlet okulunda okumak zorunda kalan yoksul aile çocuklarına olacaktır. Kapitalizm tam da bu değil mi? “Ne ka ekmek, o ka köfte.” Yani; paran kadar sağlık, paran kadar eğitim…

Not: Anayasa Mahkemesi, yazının gazeteye verildiği saatlerde, CHP’nin başvurusu üzerine incelemeye aldığı Dershanelerin özel okullara dönüştürülmesi ile ilgili yasayı oy çokluğu ile iptal etti. (13 Temmuz 2015)  Dershaneler, hizmet vermeye devam edecek.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir