Deniz Gezmiş’in gerçek mirası!

Author Image
Yüksel Baysal
Şarkışla’ya düşürmesin oy oy
Allah sevdiği kulunu oy oy
Gemerek’te çevirmişler Deniz Gezmiş’in yolunu… Oy nolaydım nolaydım
Okur-yazar olaydım Deniz mahkemeye düşmüş Avukatı ben olaydım. İlk gençliğimde en çok mırıldandığım türkülerden biriydi, yukarıda sözlerinin bir kısmını verdiğim… 70’li yıllarda Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve arkadaşlarının efsanevi mücadelesinin belli belirsiz görüntüleri eşliğinde büyüdük. Bazıları 6 Mayıs tarihini baharın müjdecisi gibi görse de, bizim için her yıl 6 Mayıs bir yas günüydü. Türkiye halkının bağımsızlığı için mücadele veren üç genç fidanın toprağa düştüğü gündü.
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının tüm görüşlerin katılıyor muydum/muyduk? Hayır…
1960 Küba Devrimi’nin etkisi, Avrupa’daki 68 gençlik hareketlerinin yansımalarıyla oluştu Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının düşünce yapısı… Küba Devrimi’ni analiz eden Fransa Cumhurbaşkanı Mitterand’ın danışmanı Regis Debray’ın temel tezlerini kabul etmişti THKO kadroları… Suni Denge, Politikleşmiş Askeri Savaş Stratejisi, kırdan başlayarak kurtarılmış bölgeler yoluyla devrim gibi tezler, ütopik ve Türkiye gerçekleriyle ilgisi olmayan düşüncelerdi. Nitekim o hareket bu nedenle yenildi.
Ancak, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve arkadaşlarının mücadelesi, 12 Mart sonrasında gençlik hareketleri üzerinde etkisi büyük oldu. Che Guevera, dünya çapında nasıl bir sembol isim olduysa; Deniz Gezmiş de o hale geldi.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın mahkemelerde boyun eğmez tutumu, haksız yere idam edilmeleri, onları kahraman haline getirdi.
Savunmalarında da var, Deniz Gezmişlerin en büyük mirası, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesidir.
Kemalist Devrimin tamamlanması, 27 Mayıs Anayasası’nın tam uygulanması temel istekleridir. Bugünden bakıldığında bu tezlerin geçerli olduğunu söylemek mümkün değil mi?
Deniz Gezmiş’i asan adam!
Demokrasi ve Uzlaşma Grubumuzun son toplantısında söz döndü dolaştı Deniz Gezmiş ve arkadaşlarına geldi. Ülkücü bir geçmişten gelen Sami Bilge, Denizler için, “Asıldığında sevinmiştim. Şimdi bu yapılanın çok yanlış olduğunu düşünüyorum. Çok az bir ceza ile kurtulmalıydılar” dedi. Gıyasettin Bingöl ise daha önce bu köşede aktardığım Erzurum anısını anlattı. Deniz Gezmişleri asan Ali Elverdi’nin Erzurum’daki konferansta, “Neye üzüldüm biliyor musunuz, bu hainler için devletin 25 kuruşluk kurşun kalemini kırdığıma üzüldüm!” demesini unutamıyor Bingöl… Ülkücüler, Nurcular, “Yaşa Milliyetçi Paşa, Yaşa Nurcu Paşa” diye bağırırken, Gıyasettin Bingöl, “Gözlerimden yaş aktı” diye anlattı duygularını… Yanındaki ilahiyatçı bir dostu da “Vartolular Komünist olur demişlerdi. Demek doğruymuş” diyerek, kızmış Gıyasettin Bingöl’e… Ben de Deniz Gezmiş’i asan adamın oğluyla Başbakanlık’taki arkadaşlığımı anlattım. Gözünü kırpmadan, emirle üç genç insanı asan Ali Elverdi’nin son 20 yılını kendini bilmeden, hatta altı bile başkaları tarafından alınarak yaşadığını, cenazesinde çok az insanın hazır bulunduğunu anlattım. İlahi adalet bu dünyada da tecelli edebiliyor demek ki!

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir