Celladına aşık olmayan kadınlar da var!

“Kadının sofusu şeytanın maskarasıdır” der Türk Atasözü…
Türkiye’de tam da böyle bir tabloyla karşı karşıyayız!
Ne yazık ki Türk kadını, celladına aşık bir profil sergiliyor.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, kadınlar, kendilerini toplumsal yaşama kazandıran Mustafa Kemal Atatürk’e sahip çıkmıyor.
Daha birkaç gün önce başı açık bir kadın müsveddesi televizyona çıkıp Atatürk’e dil uzatmadı mı? O kadına ve onun gibilere sormak lazım; acaba Mustafa Kemal’in devrimleri olmasaydı, konuştuğu televizyonun kapısından içeri girebilir miydi? Toplumun yarısının eve kapatıldığı, üretkenlikten uzak olduğu bir yapıdır Osmanlı… Evin erkeği cihat için savaşa gider, kadın evde çocukları büyütür! O dönem için bu normaldir, doğaldır. Ancak günümüz toplumunda kadını üretime katmadan, onun çabası olmadan bir ülke kalkınamaz. Çevrenize bakın ve dürüstçe söyleyin; pek çok kadın yaptığınız işi sizden çok daha iyi yapıyor! Kadının giyimine bakarak karar veren Kemalist sofulara da iki lafım olacak; hem de Mustafa Kemal’in sözleriyle:
“Kadınlık meselesinde dış görünüş ve giyim ikinci derecededir. Asıl savaş alanı kadınlarımız için görünüş ve giyimden çok, kadınları aydınlıkla, eğitimle, bilimle, gerçek erdemle süslenmek ve onlara donanım kazandırmaktır.”
Buna söyleyen Büyük Atatürk, sonra da “Şu dünyada gördüğünüz her şey kadının eseridir” vurgusunu yapmıştır. Kadınların yaratabileceği mucizenin küçük bir örneğine, biz önceki akşam Nilüfer’de Uğur Mumcu salonunda tanık olduk.
Bu organizasyonun adı Nilüfer Kadın Korosu…
108 gönüllü kadından oluşan grubun şefliğini Aysel Gürel yapıyor. Grup iş yaşamından emekli olan çağdaş kadınlardan kurulu… Ülkeye üreterek emek veren kadınlar, emeklilik yaşamından sonra da boş durmuyorlar! Bir araya gelerek, toplum yararına önemli işlere imza atıyorlar. Önceki akşam CHP Nilüfer Kadın Kolları’nın organizasyonu ile sahneye çıktı bu dev koro… Amaç, Zülfü Livaneli’nin 50. Sanat yılında hem Zülfü’nün parçalarını seslendirmek hem de konser gelirleriyle CHP Nilüfer Kadın Kolları’na başvuran yoksul öğrencilere burs vermek… Bu girişim için hem Nilüfer Kadın Kolları Başkanı Gülnur Alçiçek’e hem de Nilüfer Kadın Korosu’na teşekkür etmek gerekir! CHP Genel Başkan Yardımcısı Lale Karabıyık’ın baştan sona izlediği programa Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile CHP İlçe Başkanı Mehmet Turan Tansal da katıldı. Gece, Belediye Başkanı Mustafa Bozbey için de çok anlamlı geçti. Öğretmenler Günü dolayısıyla düzenlenen konserde, Başkan Bozbey salona getirilen öğretmelerinin elini öptü, onlara plaket verdi. Tıklım tıklım dolu olan Uğur Mumcu salonunda çok coşkulu bir seyirci vardı. Seyirciler Zülfü Livaneli’nin şarkıları hep bir ağızdan söyledi. Fidel Castro’nun öldüğü dönemde adeta devrimci 68 ruhu salonda dolaştı! Gecede bazı kadınlar ilk kez solo olarak da sahneye çıktı. CHP Kadın Kolları’nda görev yapan Filiz Büyükçoban, “Adını Dağlara Yazdım” şarkısını söylerken,gazeteci arkadaşım Tayfun Çavuşoğlu’nun eşi Nesrin ÇavuşoğluUğur Mumcu için “Yiğidim Aslanım” türküsünü başarıyla seslendirdi. Nilüfer Kadın Korosu’nun solistleri Yünel Zorlubaş, Özlem Ergündüz, Cebire Göktürk, Aynur Özpazarbaşı, Gülsenem Yılmaz, Nurel Erdağ, Aysen Görgöz, Gönül Aka, gece boyunca çeşitli parçaları seslendirdi. Gece boyunca gerek sahneye çıkan öğretmenler, gerekse Şef Aysel Gürel, sık sık Mustafa Kemal Atatürk’ten ve çağdaş eğitimden söz ettiler. Böylesine sıkıntılı bir süreçte Nilüfer Kadın Korosu, Pazar akşamı katılanlara bir umut ışığı gönderdi.
KARAMANIN KOYUNU!
Rusya’ya meydan okundu, özür mektubu göndermek zorunda kalındı. Yaklaşık 1 milyar dolar kayıp var; turizm geriledi, tarım ürünleri elimizde kaldı. İsrail’le yaşanan süreç belli, 20 milyon tazminat alındı ama bizim işadamlarından sadece birine 40 milyon ceza kesildi. En önemli amaç olan, Mavi Marmara katliamına yol açan Gazze’ye abluka ise kalkmadı.
Mısır’la durum malum! Yine bizim kayıp hanemize yazıldı bu işler…
En kötüsü Suriye…
Amerika ve Avrupa, Suriye ile Türkiye’yi karşı karşıya getirdi kendileri aradan çekildi, biz kaldık komşumuzla baş başa… 3 milyondan fazla insan kapımıza dayandı, içeri girdi. Bu da yetmedi, sınırımızda PKK-PYD devleti kuruldu. Bugün ise, hiç olmazsa geçmişten ders alalım, ticaretimizin yüzde 40’ından fazlasını yaptığımız Avrupa’yla ilişkilerimiz kopmasın diyoruz. Elbette düşünceler söylenecek ama diplomatik dille…
Saldırgan üslupla değil… Hamasetle hiç değil! Üstelik hamaset, Türk’ün Türk’e karşı propagandasıdır ve işe yaramaz! Dolaysıyla AB konusunda mutlak suretle akılcı davranmak şart!
Konuyla ilgili, MHP’li Gürsu ve Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Ayhan Önal gibi düşünenler de var.
Bakın dün sosyal medyada ne yazmış:
“57 senedir Avrupa Birliğini zaten istemeyen bir Türkiye varmış. Olmazsa Şangay beşlisi hayırlı olurmuş. O da olmazsa kendi kendimize yetermişiz. Bu ülkede şuan ucuz kahramanlık zamanı değil. Sıfır sorunu sırf sorun haline getiren dış politika başarısız ve değişmeli. Ekonomiyi tarafsızca değerlendirecek parti sevdalısı değil ülke sevdalısı ekonomistler lazım. AB’den sonra Şangay ne getirir ne götürür çok iyi değerlendirilmeli. Olayın sosyo- ekonomik durumları iyi düşünülmeli. Halka gaz değil bilinç gerekli. Nereden çıkıyor nereye giriyoruz. Allah vatanımı hesapsızlardan korusun!”

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir