Çalıştırılmayan gazeteciler günü!

Author Image
Yüksel Baysal
 10 Ocak tarihi Türk basın tarihi açısından önemli bir gün…
Geçmiş anlamını bir kenara bırakırsak, günümüzde kutlanması gereken bir Çalışan Gazeteciler Günü’nden söz edemeyiz.
Çalıştırılmayan gazeteciler günü mü desek acaba? İktidar çevreleri başka havada olsa da,  Türk basını, tarihindeki en zorlu süreçten geçiyor.
Tek parti iktidarının yarattığı iklim, basın üzerinde de büyük bir baskı oluşturuyor. Çok sesli toplum öngörmeyenler kuşkusuz basını da tek sesli hale getirmek için ellerinden geleni yapıyorlar.
Yaratılan o ortam sayesinde dünya sıralamalarında Türk basını en diplerde görünüyor. Dünyanın çeşitli gazeteci örgütleri,  basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye’nin 190 ülke arasında 150. Sırada olduğunu söylüyorlar.
CHP Gençlik Kolları Başkanı Tuğçe Ayduğan arkadaşlarıyla ziyaretime geldiğinde “Biz 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü basın özgürlüğü günü olarak düşünsek, Can Dündar ile Erdem Gül’ün tutukluluğuna yönelik bir eylem yapsak nasıl olur?” diye sordular. “Hatta eylemi ve günü daha anlamlı kılmak için bir ‘Mektup atölyesi’ için Kent Meydanı’nda stant kuracağız “ dediler. “Çok güzel olur. Meslek örgütlerini de çağırırsanız sanırım katılır” dedim.
Bir kez daha yanıldım.
Dün Kent Meyda’nında gazetecilik adına ne meslek örgütlerinin temsilcisi vardı ne de doğru düzgün gazeteci…
Gül Kolaylı, Yunus Can Topaktaş, Suat Şenocak, Faruk Beyazıt, Ali Sünlüklü dışında gazeteci görmedim ben… Meslek örgütlerinden Bursa Gazeteciler Cemiyeti’nin zaten basın özgürlüğü gibi bir derdi yok.
Uzun zamandan beri olmadı zaten…
İki dönem başkanlığını yaptığım Çağdaş Gazeteciler Derneği’ne gelince, onlar da lokal işletmeciliğinden başka bir şey bilmiyorlar!
Çağrılı olmalarına karşın bu önemli günde bile ne başkan vardı, ne yönetimden bir Allah kulu! Bu noktada sormak isterim, meslek örgütlerinin bile basın özgürlüğünü önemsemediği bir ülkede, basın özgür olabilir mi? Oysa halkın doğruları öğrenmesi ancak basının özgürce yayın yaptığı ülkelerde var olabilir.
Demokrasinin sağlıklı işlemesinin en önemli yolu halkın doğru bilgilendirilmesi, sorunlarını tam olarak ve özgürce aktarmasıyla mümkün olabilir. Basına, yasama, yürütme ve yargının yanında dördüncü güç olarak yer verilmesinin en önemli nedeni denetimdir.
Basın denetimini özgürce yapamıyorsa, o ülkede özgürlüklerden söz edilemez. Yerel ve genel iktidarın yaptıklarının kamuoyu önünde açıkça tartışılmasıdır basının ana görevi…
Günümüzde denetim mekanizmaları iktidar partisi tarafından denetim altına alındı. Bir kısım basın organlarına el konuldu, bazıları ise para cezalarıyla yıldırılmaya çalışıldı. Yetmedi, bazı gazeteciler Silivri hapishanesine yollandı. Gazetecileri cezaevine koyarak çalıştırmamanın yolunu buldular.
Fethullah Gülen tetikçisi gazetecileri bir kenara bırakıyorum ama Can Dündar ile Erdem Gül mesleklerini yaptıkları için şu anda içerdeler.
Biliniz ki onlar içerde tutukluysa, biz de dışarıda tutsak durumundayız.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir