Bursa ipeklisi gibi buruşmayacak bu ülke!

1924 yılında İstanbul’da okurken, yapılan bir ‘yaramazlık” nedeniyle Bursa’ya sürgün gelir.
Türk öykü yazınının büyük ustasıdır Sait Faik Abasıyanık…
Memduh Şevket Esendal, Sabahattin Ali gibi Cumhuriyet kuşağının önemli yazarlarından biridir.
****
1924 yılında İstanbul’da okurken, yapılan bir ‘yaramazlık” nedeniyle Bursa’ya sürgün gelir. Bursa Erkek Lisesi’nde okuduğu yıllarda öykü yazmaya başlar.
Onun ilk öykülerinden biri de “İpekli Mendil”dir.
Sait Faik, o öyküde adeta al-yeşil Bursa ipeğine yeniden can verir!
****
Şehrengiz dergisinin son sayısında Kerim Bayramoğlu imzalı yazıda “Ve Bursa’dan bir Sait Faik geçti” yazısında bu öyküye yer verilir:
“Tam pencereme yakın bir dut ağacı vardı. Ay ışığı dut yapraklarından süzülür, odaya pare pare dökülürdü.
Aşağı yukarı yaz kış pencereyi açık bırakırdım. Ne serin, ne tuhaf rüzgârlar eserdi. Vapurlarda da çalıştığım için, rüzgârların kokularından lodos, poyraz, karayel, günbatımı diye tefrik eder, tanırdım.
Ne rüzgârlar battaniyemin üzerinden acayip birer rüya gibi gelip geçtiler.
Uykum çok hafiftir. Sabaha yakındı. Dışarıdan bir gürültü geliyordu.
Adeta dut ağacında birisi vardı. Korkmuşum ki, kalkamadım, bağıramadım. Tam bu sırada da pencerede bir hayal belirdi.
Oydu, yavaşça pencereden sıyrıldı. Benim önümden geçerken, gözlerimi kapadım, dolapları karıştırdı. İstifleri uzun müddet alan taran etti. Sesimi çıkarmadım. Doğrusu bu cesarete karşı bütün malı alıp gitseydi, sesimi çıkarmayacaktım. Yarın patron:
‘Ulan üstüne ölü toprağı mı serpilmişti; hayvan’ diye kıçıma bir tekme, beni kovacağını bildiğim halde gık demedim.
Hâlbuki o, yine geldiği gibi bomboş, sessiz sedasız pencereden sıyrılıp gitti. Bu anda da bir dal çıtırtısı işittim. Düşmüştü. Aşağıya indiği zaman, başına kapıcı ile beraber birkaç kişi birikmişlerdi.
Ölmek üzereydi. Sımsıkı kapalı yumruğunu kapıcı açtı. Bu avucun içinden bir ipekli mendil su gibi fışkırdı.
Ya… İyi, halis ipekli mendiller hep böyledir. Avucunun içinde istediğin kadar sıkar, buruşturursun, sonra avuç açıldı mı, insanın elinden su gibi fışkırır.”
(15 Nisan 1934-Varlık dergisi).
****
Türkiye’ye özgürlük rüzgârları estiren 1961 Anayasası için “Bu elbise ülkeye bol geldi” demişti Süleyman Demirel…
1971 yılında “Askeri Muhtıra” ile elbiseyi kısmen daralttılar.
Yetmedi, 12 Eylül’de iyice sıkılaştırdılar.
Şimdi bir ipek mendil gibi buruşturup kenara atıyorlar.
Ama olmaz…
Bu ülke, tıpkı yeşil Bursa ipeklisi gibi buruştuğu yerden, bir su misali fışkırıp akacak özgürlük denizine…
BURSA TERMAL TURİZM LİSTESİNE EKLENDİ!
İki gün üst üste bu köşede konuyu işledik.
İlk gün başlığımız “Termal turizmde Bursa’yı pas geçtiler” şeklindeydi.
İkinci gün konuyu takip ettik ve okuyucularımızın uyarısı üzerine 2013 yılında Bursa’nın, Avrupa Tarihi Termal Turizm Kentler Birliği üyesi tek şehir olduğunu yazdık.
Orada da , “Avrupa’nın gördüğünü Ankara neden görmedi” dedik.
****
Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın dünkü toplantısında yazdıklarımıza yanıt geldi Bursa’nın siyasi patronu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzioğlu’ndan…
Tarihi Çarşılar Birliği Başkanı Muhsin Özyıldırım’ın yerinde sorusu üzerine Bakan Müezzinoğlu, “Teknik bir hataydı. Bursa’nın olmadığı bir termal turizm düşünülemez. Hata telafi edildi, Bursa o listeye eklendi” dedi. Resmi açıklama henüz yapılmamış olsa da, umarız öyledir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir