Boğuluyoruz!

Üç yanımız denizle dört yanımız düşmanla çevrili bir coğrafyada yaşadığımız gerçek…
Emperyalist güçlerin, Orta Doğu ülkelerinin sınırlarını değiştirmek istedikleri de çok açık…
İsrail’in güvenliği açısından Sünni-Şii çatışmasının körüklenmesi ve de önemli ülkelerin çevresinde uydu devletlerin kurulması büyük güçlerin planları arasında…
Bölgede güçlü devlet istemiyorlar.
Türkiye onlar için yutmaya çalıştıkları büyük lokma…
PKK-IŞİD-FETÖ, üçlü sacayağı gibi saldırıyor.
Antrparantez belirteyim ki DHKP-C, adını anmaya değecek bir güç değil; terörle baş edemeyenlerin “Biz herkesle çatışıyoruz” gerekçesine sığınmak için adını telaffuz ettikleri marjinal bir terör örgütü…
Bütün bunlar tamam da devletin çarklarının iyi işlediği söylenebilir mi? Ayrıca birileri bize cephe alırken, bizim elimiz kolumuz bağlı mıydı? Geleceği görüp önlem alınamaz mıydı? İzlediğimiz yanlış politikalarla dostlarımızı azaltıp, düşmanlarımızı artırmadık mı?
Her kahpe terör saldırısı sonrasında sosyal medya yıkılıyor.
Tam bir çifte standartlar ülkesi haline geldik. Bizden olan her türlü suçu işleyebilir ama karşı taraf kafasını kaldırırsa, ezeriz! Havaalanında, uçağın kanatları altında insan dövenlere ses yok ama Cumhuriyet’in çaycısını tutukla!
“İzmir’de neden patlama olmuyor?” diyen provokatör Elif Şirin sadece ifadeye çağrılırken, Numan  Kurtulmuş’un bile son açıklamalarıyla görüşlerine destek verdiği Hüsnü Mahalli attığı “tweet”ten dolayı hücreye tıkılıyor. Demokrasisi böylesine dibe vuran bir ülkenin ekonomik olarak yükselmesi mümkün mü?
Dolar aldı başını gidiyor.
Bu artışın artçı sarsıntıları önümüzdeki yıllarda daha acı bir şekilde ortaya çıkacak. Batılı iş adamları Türkiye’yi kara listeye almak üzereler… Pek çok firma artık Türkiye’den çekilmeyi tartışıyor. Alışveriş merkezlerinde çokça ismini gördüğümüz CA markası ülkeden çekilme kararı aldı. İş adamları “Can güvenliği” olmadığı gerekçesiyle Türkiye’ye gelmek istemiyor. Nitekim birkaç gün önce Bursa’nın sevilen sanayicilerinden biriyle konuşuyordum, arkadaşının son gelişmelere ilişkin anlattıklarını aktardı bana…
Kentin en önemli sanayi kuruluşlarından birinin en tepe yöneticisi Amerikalı firma ile yeni ortaklık anlaşması yapmak üzere Bursa’da buluşmak için sözleştiler. Ancak dünya çapındaki büyük firmanın yöneticileri, “Biz Türkiye’ye gelmeyelim, can güvenliği sorunu var. En iyisi sizin A ülkesindeki fabrikanızda buluşalım” demişler. Bir başka iş adamı, spor camiasının yakından tanıdığı Nedim Kurtuluş, “Pazartesi yurt dışına çıkıyorum. Yurt dışındaki alıcılarım buraya gelecekti, fabrikada ağırlayacaktım ama ‘sen gel’ dediler bana. Dışarıdan algımız hiç iyiye gitmiyor. Bazı büyük markalar Türkiye’den çekilmeye başladı” dedi.
İZMİR KAHPELİĞİ!
1 Kasım seçim sonuçlarına baktım, HDP İzmir’den 233 bin 520 oy almış…
7 Haziran seçimlerinde 285.486 oyu vardı. HDP; PKK ile arasına mesafe koymamasından ötürü birkaç ay içinde 50 binden fazla oy kaybetti. Saldırı gününe dönelim; PKK’lı şerefsizlerin planı işleseydi, o kahraman polisimiz olmasaydı, Adliye içindeki saldırı nedeniyle insanlar dışarı çıkacak, dışarıda bombalı araç patlatılacak ve yüzlerce insan yaşamını yitirecekti.
Hangi “ulusal dava” bu kanlı katliamı mazur gösterebilir? Halkların kardeşliğine (!) nasıl hizmet edecekti bu eylem? HDP’ye oy verenler, terörle arasına mesafe koymayan bu partiye sempatik bakanlar, anlasınlar ki, PKK bir cinayet şebekesi, içinde yer alanlar da seri katillerden farklı değil.
ATATÜRK ADININ KORUNDUĞU TEK YER!
Kent sorunlarıyla ilgili olarak sivil toplum örgütlerinin mücadelesi çoğu zaman sonuç almıyor, alamıyor. Kamu yöneticileri genellikle bu örgütlerin seslerine kulak tıkayıp bildikleri doğrultuda iş yapıyorlar. Bursa’nın en önemli mekanlarından biri olan Atatürk Stadı konusunda da böylesine bir gelişme meydana gelecekti. “Cumhuriyet Aksı” denilen bölge yıkılacak, alışveriş mekanlarına dönüştürülecekti. Ancak Bursa’dan sivil toplum örgütleri bu duruma itiraz ettiler. Başta Bursa Barosu olmak üzere sivil toplum örgütlerinden sesler yükseldi.
Basın da bu işe destek oldu. Son noktayı, Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Erdem Saker koydu. Başkan Recep Altepe’yi de ikna ederek, projeyi kentlinin istediği doğrultuya getirdi. Buna göre Atatürk Stadı’nın tarihi bölümü hariç duvarlar yıkılacak, ortası halka açık mekanlar haline getirilecek. Ortada atletizm pisti olacak, büyük konserler burada yapılacak! Alanın bir bölümünde de Festival Müzesi kurulacak. Bu konudaki en etkin çalışmayı kısa adı BASKOD olan Bursa Atatürk Stadyumu Korumu Derneği yaptı.
Ali Küçüksarı, Mefharet Öztürk, Prof. Dr. Tahir Baştaymaz, Ali Yazır, Muharrem Or, Okan Aras ve Ayhan Şaylıman’dan oluşan ekibe belgesel gazeteciliğin Bursa’da ismi İsmail Kemankaş da destek verdi.
Böylece, Atatürk adının her yerden silindiği bir dönemde, hem Bursa bir meydan kazandı hem de Atatürk adının yaşatılacağı bir alan ortaya çıktı.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir