“BEN SEN’İN DÜŞMANINIM”

Author Image
Necati Özyiğit
Hayat bir mucizedir. Tüm canlılar bu muhteşem olgunun ürünü olarak dünya ya gelip yaşamlarını sürdürür ve sonsuzluğa gömülürler. Kimine göre kader kimine göre şans ya da şanssızlık kimine göre kendi yarattığı yaşam şartları dönen bir senaryonun gereklerini yerine getirirken bir dalga gibi yokluktan varlığa sonra yine yokluğa doğru akıp giderek arkasında somut ya da soyut izleri doğal olarak bırakırlar.
Eserler, fotoğraflar maddi (somut) gönüllerde akıllarda kalanlar ise manevi (soyut) izler şeklinde ifade edilebilir. Ancak canlının arkasında bıraktığı bu izlerin kendilerine özgü olumlu yarar olumsuz yararsız gibi nitelikte görünümleri de vardır.
Elbette bu ifadeler canlıların en mükemmeli insanı da kapsamaktadır. Dolayısıyla ondan beklenen arkasında olumlu ve yararlı izler bırakmasıdır. Ama bu öyle kolaylıkla oluşturulabilecek bir sonuç değildir. Zira kinden nefretten narsizimden (kendi güzelliğinden esir alma)  ve megalomaniden(kendini çok beğenme) arınıp saflaşmak gerçekten özel çabaları zorunlu kılar. Ne yazık ki bu zorunluluk aynı zamanda içimizdeki düşmanında ortaya çıkmasını kolaylaştırır.
Gerçekte hepimiz bu düşmanın pençesine zaman zaman düşmekten kurtulamayız. Çünkü o bizi öylesine kavrar ki onun güçlü kollarının arasına düşmemek için ancak onu tanımak onun farkına varmak ve ona tutsak olmamak bilincini taşımak gerekir. İşte bu noktada çok değerli hocamız Mukbil Gökdoğan’ın New Age’den yaptığı bir çeviriyi defalarca okuyup anlamaya ve özümlemeye çalışmak vazgeçilmez bir zorunluluktur.
“-Dünya’nın bütün birleşik ordularından daha güçlüyüm.
-Bütün milletlerin savaşlarındakinden daha çok tahribat yaptım.
-Fişeklerimden güdümlü mermilerinden daha çok ölüm saçarım öldürücüyüm en kudretli topralarımkinden daha çok ev bark ve işletme çökertirim.
-Kimseyi ayırt etmem hiç seçme yapmam. Kurbanlarımız arasında zengin, fakir, yaşlı, genç, zayıf, en üst, en alt tabakalardan işçiler insanlar vardır.
-Dullar yetimlerde beni çok iyi tanırlar.
-Öylesine yükselirim ki gölgemi profesyonel olsun olmasın mütevazı çalışanınkinden atom âlimininkine kadar her iş alanına yere düşürürüm.
-Her yıl binlerce memur işçi öldürürüm.
-Görülmez yerlere tohum atar ve işimi sessiz sedasız görürüm.
-Hiç yorulmam sıkmam usanmam
-Karada, denizde, havada, evde her yerde iş başındayım
-Hastalık, nefret, ölüm nefesimdir ama hala pek az insan beni başından savmak için ya da beni ciddiye almak için gerçek çaba gösteriyor.
-Kırarım, dökerim, engel tanımam. Hiçbir şey vermem hep alırım.
-En berbat en belalı düşmanınızım.
-Şimdi tanıdınız mı beni? Adım UMURSAMAZLIKTIR.
– İstersen NEMELAZIMCILIK de ya da BOŞVERCİLİK de diyebilirsiniz.”
Diyelim ki birey olarak toplum olarak bu düşmanı algılayalım direnelim ve beynimizi ondan kurtaralım ki iki bin’li yılların evrensel ışığı bizi aydınlatsın ve içimiz güzelleşsin.
Kaynak: E.ZOGA

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir