Beden Eğitimi Öğretmenimiz Muammer Akbaş

1950’li yılların başında, Öğretmen Davut, Hamzabey, Züferbey ve Lalaşahin ilkokullarından mezun olan arkadaşlarla beraber, kayıt olduğumuz Sanat Ortaokulu ile Klasik Ortaokulda bizleri en fazla mutlu eden dersimiz ve öğretminimiz, Beden Eğitimi dersi ile öğretmenimiz rahmetli Muammer Akbaş’tır.
Bu yazımı geçen günler de bir bakanımızın söylediği söz üzerine yazmak istedim.
Şuanda halen boş olan, Öğretmenevi ile Kız Meslek Lisesi’nin arka kısmında bulunan okulumuzun bahçesinde, hem futbol maçları yapıyor, aynı zamanda ise spor yan branşları ile meşgul oluyorduk.
Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü mezunu olan Muammer Akbaş öğretmenimizin şahsi gayretleri ile yapılan, kum havuzunda kasa atlamaları, atış poligonunda havalı tüfekle tüylü mermi ve saçma ile nişan tahtasına ücretli atışlar yapıyorduk. Çiçek sinemasının arka kısmında ki giriş kapısının boşluğunda bulunan masada masa tenisi oynuyorduk. Ayrıca alçı güllelerle, eşli ve tekli her türlü beden eğitimi hareketleri ile her öğrenci elleri üzerinde en az 10 metre yürümek, baş üstünde amutlar, düz ve ters kipeler yapmak zorunluydu. Bu arada tekerlekli patenle, iki okulun arasındaki mermer zeminde ders aralarında kaymak, mevcut gülle ve cirit atma çalışmaları yapmak, rüyamızda görsek inanamayacağımız çalışmalardı.
İlkokulda bunların hiçbirini görmemiştik. Sanki hayal aleminde yaşıyorduk. Beden eğitimi dersimize girmek için koşuyor, ancak diğer derslerimize girmek bile istemiyorduk. Bu arada şunu da belirtmem gerekirse, beden eğitimi öğretmenimiz Muammer Akbaş diğer ders öğretmenleri ile sanki kavgalı olmuştu.
Bu çalışmaların sonucunda 64 yıl önce ise Bursa Atatürk Stadyumunda tüm okulların ve Askeri Lisesinin (Işıklar) önünde birincilik kazanmamız okulumuz ve beden eğitimi öğretmenimiz Muammer Akbaş için büyük gurur kaynağı olmuştu.
Acaba şimdilerde sağlam kafa, sağlam vücut sözü yine gündeme gelemez mi?
Beden eğitimi öğretmenimiz ayrıca bisiklet takımımız ile yakın ilçelere ve Hara’ya seyahate götürür, bacaklarımızın kuvvetlenmesine yardımcı olmaya çalışırdı. İzci elbiselerimizle her 10 Kasım’da veya Milli Bayramlarda Atatürk Heykeli etrafında meşalelerle nöbet tutardık.
Bizim yaptığımız çalışmaları, tekrar getirirler mi? Bekleyelim görelim.
Herkese tasasız güzel günler temenni ederim.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir