BAYRAMLAR

Bayramlar, toplumsal ortak sevinçlerin kutlandığı günlerdir. Her ne kadar deli ye her gün bayram densede, bireysel bayram kutlaması delilerin bayramı olmasından öteye geçemez. Hiç değişmeyen sağlam iki Dini bayramımızın yanında, gelip geçen iktidarlarca değişebilen Milli bayramlarımızda mevcut. Geçen hafta ilk Dini bayramımız olan Ramazan Bayramını tüm Müslüman alemi ile birlikte kutladık, ancak kendi gözlemlerime göre sönük geçti, her bayram, bir önceki bayramı aratır hale geldi gibime geliyor. ”İnsanlar, kendi vakitlerinin çocuklarıdırlar”. Bilmem bizim veya başkalarının çocukluklarından kaynaklanan bir olguda olabilir, ama geçmiş zamanlarda gerek Dini, gerek Milli bayramlarımıza halkın ilgisi had safhaya varır, bayram yerleri ve yollarda tabiri caiz ise iğne atsan yere düşmezdi, en azından bize öyle geliyordu. Şimdiki Milli bayram1arımıza bakıyoruz, zorunlu getirilen bir iki öğrenci grupları, bir çok siyasi parti ve STK’ ların katılmadığı Protokol ile kutlanmaya çalışılan bayram törenleri, halktan ilgi hiç denecek kadar az. Dini Bayramlarımıza bakıyoruz, tatil başlamadan tatil beldelerine akın eden yüz binlerce araç konvoyları, sabırsızlık ve dikkatsizlikten kaynaklanan trafik kazaları, yüzlerce ölü, yaralı, milyarlarca heba olan milli servetler ve kan gölüne dönen yollarımız. Sözüm ona bayram yapıyoruz. Başka yerleri bilmem ama, bizim ilçemize baktığımızda her bayram seyrekleşen yollar, geçen yıllarda daha bayram namazı kılınmadan evlere gelen çocukların sesleri evlerimizi şenlendirirken, bu bayram ta öğleye doğru, zar zor gelen bir kaç çocuktan başka kimseler yok, Allahtan ikinci günü Dere ve Yenidere mahallelerinden gelen çocuk grupları olmazsa bayram olduğundan şüpheye düşeceğiz. Yıllardan beri her iki Dini bayramlarımızda İlçe protokolü, halk bayramlaşması yapılır, yapılırda halktan katılım hiç olmaz, hatta protokolde yer alması gereken siyasi parti mensupları, STK’lar ve diğerlerinin katılımı, bile olmuyor, sanki bu bayramlar birilerinin tekeli altında, hele bayanlardan hiç yok, Allahtan bazen bir iki bayan gazeteci kızımız geliyor da, bayanların prestijini kurtarmış oluyor, Teknolojinin nimetlerinden yararlanıp en azından telefonlarla seslerimizi duyabiliyoruz, belki gelecek yıllarda tele konferanslarla toplu bayramlaşmalarımızı yaparız, kim bilir belki daha iyi olur, ama her gün binlerce aracın katıldığı trafik karmaşasına çözüm olacağa benzemiyor, sonuçta bayram yapıyoruz diye trafikte yitirdiğimiz canlara nasıl bir çözüm bulunabilir bu biraz mechul gibime geliyor. Ramazan Bayramlarının ayrı bir özelliği var, ramazan boyunca her gece davullar çalınır, her akşam iftar topları atılır, bayram sabahları üç defa top atılırmış, üçüncü top sesiyle Bayram namazına durulurmuş, bu güne kadar bu detayları bilmiyordum, taki bayramdan sonra bazı dostlarımın bu bayram kaç top atıldı diye sorularına muhatap oluncaya kadar, bende sordum başkalarına, kimi bir dedi, kimi üç, kimi hiç top sesi duymadım dedi, belli bir noktada buluşamadık, en iyisi muhatabı kimse bize cevap verirse bende soranlara söyleyeceğim, her ne kadar top sesleri çağa uygun havai fişeklerle yapılsa da, hata insanlarımızın çok detay olarak gördüklerimizle ilgilenmeleri şahsen çok hoşuma gitti. Her şey bir yana eğer her türlü Bayramlarımıza, törelerimize, adetlerimize, bizi ayakta tutan her şeyimize sahip çıkmazsak, Allah korusun başkalarının, bayramlarını kutlamaya mecbur kalırız.
Kalın Sağlıcakla.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir