BABALAR GÜNÜ

Author Image
Hamza Oğuzer
21 Haziran Pazar günü, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi bizim ülkemizde de “Babalar Günü” günü olarak kutlanacaktır.
Nerden çıktı bu babalar günü diye sorabilirsiniz. Nereden olacak Amerika Birleşik devletlerinden.
Zaten her şey onun başının altından çıkmıyor mu? Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü…
Hep kapitalist sistemin yaratıp tüm dünyaya dayattığı günlerdir. Biliyorsunuz, kapitalistin bir tek amacı vardır; olabildiğince yüksek kâr.
Daha çok kâr için gerekli olan nedir? Daha fazla üretim. Daha fazla üretim nasıl tüketilecek?
Pazar genişleterek. İç pazar ihtiyacı karşılandıktan sonra dış pazarlara açılacak. Bu dış pazar tüm dünyayı kapsayabilir ki buna şimdilerde Globalleşme (Küreselleşme) diyorlar.
Tabii dünyanın her köşesinde armağanlar alıp, armağanlar vererek tüketimi arttırmak için bazı önemli anma ve kutlama günlerine ihtiyaç var.
Bu tür günlerin bir anlamı, bir çıkış noktası olması gerekiyordu. Babalar günü işte böyle doğdu.
Bir Amerikan iç savaşı gazisinin kızı olan Sonera Smart Dodd, bir gün;”Anneler günü var da neden bir babalar günü olmasın?” diye düşündü ve babasının doğum günü olan 5 Haziran tarihini Babalar günü olarak kutlamaya başladı.
Babası eşini kaybettikten sonra 6 çocuğuna hem anne hem baba olmuş ve çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmişti. Böyle bir kutlamayı haketmişti.
Fakat kutlamalar bazı nedenlerle gününde kutlanamadı ve 21 Haziran’a sarktı.
1966’da ABD Başkanı L. Jonson her yıl Haziran ayının 3. pazarının babalar günü olarak kutlanması için bir bildiri yayımladı.
1972’de bu kez Başkan R. Nixon bu tarihi resmi tatil ilân etti. Bugün dünyanın her yerinde babalar günü kutlaması yapılıyor. Anneler günü kutlamalarında olduğu gibi.
Şimdi, babalar gününü kutlayalım, fakat baba sevgisini bir tek güne indirgemek ve küçük armağanlarla sevgimizi ifade etmek yeterli midir?
Varlığı ile varlığımızı var eden, üzerimize titreyen, bizi koruyup kollayan her sıkıntıya düştüğümüzde Hızır gibi imdadımıza yetişen o yüce gönüllü insanları (babaları) sevmenin bir ibadet olduğunu düşünüyorum.
Fakat öte yandan da her babanın da böyle bir sevgiyi hak etmediğini düşünüyorum.
Düşünsenize, öz kızının, sırf töre gereğidir diye topladığı aile meclisinde ölüm fermanını imzalayan bir babaya, nasıl baba diyelim?
Çalışmayan, üretmeyen para için eşini ve kızlarını fuhuş bataklığını iten bir babaya nasıl baba diyelim?
Çoluk çocuğunun rızkını içkiye veren yahut kumar masalarında tüketen, babalık görevini ve sorumluluğunu yerine getirmeyen, çocuklarını hırsızlığa yönlendiren bir babaya, nasıl baba diyelim?
Bu tür babalar için halkımız ne güzel söylemiş; “Adam baba değil, iskele babası.” Bu tür babaları bir kenara bırakıyor ve diyoruz ki, baba gibi baba olan, tüm gerçek babaların babalar gününü kutlu olsun.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir