ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇTİ Mİ?

1- 92 yaşıma kadar yaşadığıma fena halde üzülüyorum. Daha önce ölseydim de bunları görmeseydim. Biz her geçen gün “Vahşileşiyoruz, geriye gidiyoruz”
2- On yıla yakın bir süre Türkiye’nin en büyük hastanelerinden birinin, Ankara Numune Hastanesi’nin başhekimliğini yaptım. Binin üzerinde doktorun çalıştığı üç bine yakın sağlık personelinin canla başla fakire fukaraya ve aynı zamanda da parası pulu olana, olmayana, okuyana, işçiye, köylüye ve aynı zamanda da Ankara’nın yüksek bürokrasisine hizmet verdiği bir hastaneydi Ankara Numune. 17 Ağustos Depremi dâhil pek çok dramı birlikte yaşadık doktor arkadaşlarımızla. Numune’nin acili Türkiye’nin en büyük acillerinden biriydi. Yüzlerce genç doktor arkadaşımızla, asistan, başasistan, klinik şefi, uzmanı ve pratisyeni ile gece gündüz hizmet verdik. Hastalara, yaralılara, şifa arayanlara… Ama bu on yıl içinde bir tek doktora yönelik “travma” hadisesi ile yüz yüze gelmedik. Güzel günlermiş.
Evet, o günler, gerçekten güzel günlermiş. Şimdi her şey çok farklı. Türkiye olağanüstü hızla giden bir trene benziyor. Ve çok ama çok hızlı bir değişim içinde. Bu değişimin insani değerlerimizi ciddi biçimde törpülediği kesin. Çocuğunu öldüren babalar, karısını döven kocalar, analarını-babalarını yaralayan çocuklar bu yeni Türkiye’nin çirkin ve üzücü manzaraları. Bu manzaralara son yıllarda doktor dövmeler dahası ve inanılmazı “doktor öldürmeler” eklendi.
Yukarıda yazdığım iki paragrafı iki ayrı kişinin yazdığı yazılarından alıntı yaptım. Hakikaten biz Türkler de akıl tutulması gibi bir hastalık mı oluştu? Gençlerimiz ayrı bir havada orta yaşlılar ayrı bir telde. Geriye kalan biz yaşlılar ne yapsınlar.
Otobüse biniyorum, birçok genç ve birçok öğrenci hepsi de camlardan dışarı bakarak yaşlılara yer vermiyorlar. Zorla oturacak değiliz ya elinde bir de ağır bir yükün varsa gideceğin yere kadar ayakta binbir sıkıntı içerisinde gitmek zorundasın.
Geçenlerde posta müdürlüğü binasının merdivenlerinden çıkmaya çalışan engelli bir vatandaş binbir zorlukla çıkmaya çalışıyor, hemen önünde merdivenlerde oturan iki genç bırakın yardım etmeyi onun yüzüne bile bakmıyor. Peki bu duyarsızlık nedendir bir bilen var mı?
Son zamanlarda ise doktor dövmek veya öldürmek artık sıradan bir ola oldu. Bu işin sonu nereye varacak. Saygı, sevgi ve hürmet nerelerde kaldı. Bunların hepsi de vaka-yı adiyeden oldu. İnsanlar bu cesareti nereden alıyorlar. Çok ama çok düşünmemiz gerekiyor. Nereye doğru gittiğimizi bir bilebilsek de rotamızı başka yöne çevirebilsek.
Herkese tasasız, güzel günler temenni ederim.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir