Atatürk Stadı ve Nazım Hikmet!

Author Image
Yüksel Baysal
Geçtiğimiz günlerde sol dünya görüşüne sahip, Nazım Hikmet’in şiirlerini bilen bir grup arkadaşla oturuyorduk.
“Söyleyin bakalım” dedim, “Nazım Hikmet’in kahve içerek Bursa’yı seyrettiği yer neresi?” Ne yazık ki, doğru yanıtı bilen yoktu. Kabahat kimde diye soracak olursanız, bu ülkeyi, bu kenti yönetenlerde… Elin gavuru, yazarının gittiği, oturduğu, kahve içtiği yerleri “kutsarken!”; biz dünya şairi Nazım Hikmet’i unutturmak için elimizden geleni yapıyoruz.
Nilüfer Belediyesi’ni ayrı tutmak istiyorum. Nazım Hikmet’in adını yaşatmak için büyük çaba gösteriyor.
Ayrıca, Bursa bu konuda çok şanslı, çünkü bu kentte Nazım’ın izlerini süren bir isim var, Güney Özkılınç… Yayınlanmış kitaplarının yanı sıra, belgesel film, söyleşiler yoluyla Nazım’ı yaşatmaya çalışıyor. Nilüfer Belediyesi, Güney Özkılınç’ın önerisi doğrultusunda “Nazım’ın kentteki izini” takip edecek kültür gezisi başlattı. Başlangıç yeri Adliye binası… Adliye Binası’ndan Nazım’ın dokuma yapıp sattığı Kapalıçarşı’ya, oradan Memleket Hastanesi’ne, yani şimdiki Muradiye Devlet Hastanesi’ne gidiliyor.
İşte Yıldız Cafe de orada, mavi taş evin tam karşısında… Nazım Yıldız Cafe’de oturup kahve içerek Bursa’ya, Muradiye’ye, Uludağ’a bakarmış!
Nazım izinin son durağı kuşkusuz Servinaz Otel… Nazım’ın yattığı ranza halen orada duruyor.
Yaklaşık iki yıl önce bu köşeden Sönmez Holding Yönetim Kurulu Başkanı Celal Sönmez’e çağrıda bulunmuştum.
“Nazım Hikmet’in yattığı Servinaz Otel’in bir bölümü Nazım Müzesi haline getirilsin diye!” O da sağ olsun yanıt vermişti, “Biz de bunu düşünüyoruz, yapacağız” diye… Umarım Nazım’ın son kalan izi silinmez de, Servinaz Otel, bu büyük şairin yaşatıldığı mekân haline gelir! Çoğu insan biliyor da, tarihe kayıt düşsün diye yazıyorum, Nazım Hikmet’in izlerinin sürüldüğü yerin başlangıcı bugünkü Adliye Binası… Çirkin, karanlık ve ucube bir mimariye sahip, kötü bir bina… Meşhur Cezaevi yıkılarak, yerine bu beton bina dikilmiş! Şimdi bu noktada Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe’yi bir kez daha düşünmeye davet ediyorum. Nazım Hikmet’in yattığı cezaevi yıkılmamış olsaydı, bugün o yapıyı görmek için kaç turist gelirdi? Türkiye hatta dünyadan insanlar buraya koşup gelmez miydi? Bursa bu işten büyük kazanç elde etmez miydi? Bu vesileyle Hem Başkan Altepe’ye, hem de Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’a da anımsatmak istiyorum, “Bir gün gelecek yıkmak istediğiniz Atatürk Stadı da müze olacak! Eğer yıkarsanız, Bursa’nın tarih hafızasından bir büyük duvar daha yok olmuş olacak! Bunun vebali büyüktür! Tarih bunun hesabını sizden sorar!”
Nazım hikmet’i var eden üç şehir, İstanbul, Bursa, Moskova! Önceki akşam TRT 1’de geç saatlerde de olsa, Nazım Hikmet belgeseli izleme olanağı bulduk. Çok güzel, çok anlamlıydı doğrusu… Türkiye’nin hafızası olan TRT, bu iktidar tarafından ne kadar tahrip edilirse edilsin, yine de çok güzel işlere imza atıyor.
TRT’deki belgeseli izlerken, Bursa Cezaevi’nin yıkılmasına bir kez kahroldum. Nazım Hikmet’in yaşam öyküsü anlatılırken, üç şehrin ismi ön plana çıkıyor. İstanbul, Bursa ve Moskova… Birinde doğdu, ötekinde cezaevinde kaldı, sonuncusunda yaşama gözlerini yumdu.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir