24 OCAK

Author Image
Hamza Oğuzer
Bir pazar sabahıydı, Ankara kar altında.
Zemheri ayazıydı, yaz güneşi koynunda.
Ucuz can pazarıydı, kalemim düştü kana.
Zalimler pusudaydı, bedenim paramparça.
Ucuz can pazarıydı, kalemim düştü kana
Bir pazar sabahıydı, Ankara kar altında.
Zemheri ayazıydı, yaz güneşi koynunda.
Ucuz can pazarıydı, kalemim düştü kana.
Zalimler pusudaydı, bedenim paramparça.
Ucuz can pazarıydı, kalemim düştü kana    (Ali Çınar / Selda Bağcan)
24 Ocak 2016 Pazar… Gazeteci, araştırmacı ve yazar Uğur Mumcu’nun 23. ölüm yıldönümü. Aradan geçen 23 yıla rağmen, hâlâ tam olarak aydınlatılamamış, gerçek katillere bir türlü ulaşılamamış, faili meçhul olarak kalmış bir cinayet. 6 Nisan 1909 tarihinde İttihat Terakki fedailerinin Galata Köprüsü’nde kurşunladıkları Serbesti başyazarı Hasan Fehmi Bey ile başlayıp en son 17 Şubat 2015’te Nuh Köklü ile- şimdilik- son bulmuş görünen  77 ismin yer aldığı upuzun bir öldürülen gazeteciler listesi…
Bunun yanı sıra yazar, çizer, sanatçı, asker, polis, onlarca bilim adamı yurtsever aydın: Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Doğan Öz, Bedrettin Cömert, Cavit Orhan Tütengil, Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Necip Hablemitoğlu, Onat kutlar,  Eşref Bitlis,  Gaffar Okan,  Ümit Kaftancıoğlu Hırant Dink, Musa Anter…
Bazı ölümler, bir simge özelliği taşır. O dönemdeki bütün ölümleri hatırlatan, hepsini kendinde toplayan ve unutulmaz kılan ölümlerdir bunlar. Sabahattin Ali’nin ölümü gibi, Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in idamları gibi… Uğur Mumcu’nun suikastı gibi… Yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren’in ölümü gibi…
Peki, bu ilerici, devrimci, demokrat ve yurtsever aydınlar, kimin için öldü? Bu can alıcı sorunun yanıtını Uğur Mumcu’da alalım.
“Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük. Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğu’daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki, Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin için öldük. / İsteseydik, diplomalarımızı mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık, kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yaşamımızın en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi verdik topuma. (Bu yüzden) Öldürüldük ey Halkım, unutma bizi.”
Biz unutmadık ve unutturmayacağız.  ADD, Eğitim-İş, Eğitim-Sen ve CHP Mustafakemalpaşa Şubelerinin katkılarıyla düzenlenen anma programında,  o aydınlık yüzlü gençlerimizin bizlere verdiği güçle, bir kez daha umut aşıladık yüreklerimize. Ne çok özlemişiz Ruhi Su’yu, Selda’yı… Nasıl unutturdular bu insanlara: “Düzenbazlar ellediler devleti / Talan var ha beyler talan. / Demokrasi türküleri söylenir./Yalan var ha beyler yalan” diyen Âşık İhsanî’yi?  Sonra:” Devleti Devlete çatar/ İt gibi pusuda yatar / Kan döktürür, silah satar / Amerika katil katil” diye haykıran Âşık Mahsunî’yi?

Son söz: Gün, Mumcu’yu anmaktan çok, anlamak günüdür. O, 51 yıllık ömrüne sığdırdığı 42 kitabıyla, halkını uyandırmaya / uyarmaya çalışmıştı. Fakat Halktan önce halk düşmanları uyanmış ve saltanatlarının devamı için onun susturulması gerektiğine karar vermişlerdi.   Bugünü anlamak için, O’nun dün yazdıklarını, dönüp yeniden okumak gerekiyor.  “Rabıta, Tarikat/Siyaset/Ticaret, Kürt Dosyası, 40’ların Cadı Kazanı, Kürt İslâm Ayaklanması” ilk elde okunması gereken kitaplardır diye düşünüyor ve Onun şahsında tüm Devrim şehitlerini bir kez daha saygıyla anıyorum.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir