2009 yılını uğurlarken

2009 yılı, seni bir daha geri dönmemek üzere tarihin derinliklerine göndermek istiyorum. Çünkü 365 günlük ömründe gördüklerimizi bir daha görmek istemiyoruz. Milletvekillerimizden başlayacak olursak, bir çoğu sözünde durmadı, yeminine bağlı kalmadı, bazıları millete hizmet yerine sayın efendilerine hizmeti tercih ettiler. Sinei millet dediler, partileri kapandı hop başka partiye, sözlerinde durmadılar. Hoş istifa etmek isteseler de edemiyorlarmış, onları bağlayan yasaları varmış, bizim bildiğimiz bir insana istemediği işi zorla yaptıramazsınız, eğer yaptırırsanız buna demokrasi değil ancak esir veya kölelik denir. Hoş yinede öyle köleliğe can kurban; bir tarafta dolgun maaşlar, makam arabaları, dokunulmazlıklar, öte yandan bizin gibi demokratik kurallar içerisinde işsizlerin durmadan iş aradığı, açlık sınırında yaşamaya mecbur olan emekliler, bir şekilde seslerini duyurmak isteyenlere soğuk suların üzerlerine sıkıldığı, demokratik kurallar içerisinde coplandığı, bence bazı kanunular çerçevesinde köle kalmak daha iyi gibime geliyor. Siz ne dersiniz? Sizler sinei millet veya istifa ne dersiniz? Deyin, siz beceremiyorsunuz ama, bizim vicdanımızda bir çocuğunuzu vekillikten azı ettik haberiniz ola.
Yurt dışında yaşayan 3,5 yaşında ki torunum Atilla yaz tatiline geldiğinde, her gördüğü bayrağın, Atatürk büstünün önünde dedesi bak Atatürk deyip, beni zorla saygı duruşuna tutmuştu. Öte yandan bakıyorum bazı hainlerin Türk bayrağı bulunan binaları taşlamaları, toplantılarında Türk bayrağını yerlere indirmelerini gördükçe ne diyeceğimi, ne düşüneceğimi bilemiyorum siz ne dersiniz.
Askerlik deyince her Türk erkeğinin günlerce sürecek hatıraları vardır. Siz komutanlarımız, sizin emrinizde askerliğimizi yaptık, bir emrinizle gözümüzü kırpmadan ölüme gitmeye hazırdık. Zaman oldu dövdünüz, sövdünüz asla size kırılmadık. Askerden sonrada karşılaştıklarımızla önümüzü ilikleyerek saygımızda kusur etmedik yine etmeyeceğiz. Çünkü askerlik bizim için kutsaldır. Son zamanlarda neler oluyor komutanlarımız, bazılarınızın askerlik dışında ki işlerle uğraştığınızı söylüyorlar. Biz bunlara inanmak istemiyoruz, eğer askerlik dışına çıkanlar olursa, yine askeri düzen içerisinde bu kutsal görevin sürdürüleceğine inanıyoruz.
Yukarıda Allah ve ilahi adalet. Aşağıda yani dünyada dağıtacakları adalete sonsuz güvenimiz olan yargıçlarımız, savcılarımız. Sizlere ne oldu, birbirinizi şikayet ettiğinizi, dava ettiğinizi medyadan duyuyoruz, sizler böyle yaparsanız ilahi adaletten sonra kime güveneceğiz, adalet dağıtımını kimlerden bekleyeceğiz. Umarım duyduklarımız gerçek değildir ne dersiniz?
İlçemizde yüreğimizi yakan son ayların 19 cana mal olan maden faciası hepimizi derinden üzdü. Her ne kadar üzüntümüzü paylaşsak da malum ateş düştüğü yeri yakar. Keşke olmasaydı. Maden sahipleri, sorumlukları yakalanmış veya teslim olmuş medyadan izlediğim kadarıyla patron ifadeye çağırılmış veya getirilmiş, ardından serbest kalmış. Biz adaletin işine karışacak değiliz haddimizde değildir. Ancak patronun tavırları tuhafıma gitti, sanki ölmeseydiniz bunlar başıma gelmeyecekti, beni buralara kadar yordunuz, 19 candan ne olacak, beni 19 değil, arkada binondokuzlar bekliyor. Patronun rahat tavırları, sanki kendilerinin hiç suçu yokmuş da, tüm suç ölenlerinmiş gibi tavırları beni ziyadesiyle düşündürdü siz ne dersiniz.
Patrik efendi çarmıha geriliyor gibiymiş, öyle diyor kendisi üzüldüm doğrusu. Şunu sormak isterim kendisinden, sen ve senin bu topraklarda yaşayan mensuplarımızın hangisinin dedesi benim dedem ile birlikte Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşında can verdi bu toprak için. O savaşlar zamanında senin dedelerin İstanbul’un adalarında, modalarında, Beyoğlun’da yaşıyorlardı, hepsi ticaretle uğraşıyorlar, benim nenelerimin yiyecek ekmek bulamadıkları zamanlarda seninkilerin bir eli yağda, bir eli balda yaşıyorlardı. Bu güne kadar size kim ikinci sınıf olarak davrandı, bir millet olarak hainlik edilmedikçe hoşgörümüzün sınırı yoktur, senin konuşmalarınla bizi üzüyorsun. Ben bu yaşıma kadar ne adalara gittim ne modalara eğer bunlarda yaşamak çarmıha gerilmek ise isterim doğrusu, bence çarmıha gerilmeye sen ne dersin bilmem:
Her yeni yıl başlarında olduğu gibi bu yılda her köşe başında noel babalar türemiş. Mağazaların vitrinleri süslenmiş, fiyatlar yarı yarıya, hepsi davet ediyor. Hangi çocuğa yıl başını sorsan hemen noel baba aklına gelir, ezbere de resmini çiziversin size bunlar güzel şeyler belki, tartışmak haddin değil ancak. Nüfusunun %99’u Müslüman olan ülkemiz ve İslam aleminin iki dini bayramı bir çok dini günleri, geceleri olmasına rağmen ve aradan geçen bin dört yüz yıldır çocukların seveceği bir dedemizin babamızın, veya başka bir isimle bir zatı çıkaramamış olmanız beni bir Müslüman olarak  üzmekte, siz ne dersiniz.
Daha nice anılar, onlarcası binlercesi var ama, şimdilik yeni gelmiş olan 2010 yılımızda hiçbir olumsuz olayın olmadığı, her haberin yüzümüzü güldürdüğü bir yıl olması dileklerimle. Kalın sağlıcakla…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir