1 KASIM GENEL SEÇİMİ

Author Image
Hamza Oğuzer
 1 Kasım Seçiminden bir ay önce, Cumhuriyet’ten Selin Ongun ile yaptığı söyleşide şöyle demişti: “Kürt Halkı’nın % 84.2’si hendek kazmaları, devrimci halk savaşı dedikleri pozisyonu benimsemiyor. Halk’a rağmen devrim olmaz. Yakarak, yıkarak, halkın yarısını perişan ederek elde edeceğiniz sonuç barış değil, Pirus olur ki o da zafer değildir.”
9 Kasım’da, yine Cumhuriyet’ten Selin Ongun’la yaptığı ikinci söyleşide ise;  1 Kasım Seçimini şöyle değerlendiriyor: “Tayyip Erdoğan’ın 7 Haziran seçimi sonrası uyguladığı stratejinin iki önemli ayağı vardı: 1) MHP’ye giden milliyetçi oyları geri almak. 2) HDP’ye giden iki milyonun üzerindeki dindar, muhafazakâr Kürt seçmeni, AKP’ye geri döndürmek.
7 Haziran’da,  oyların %60’ını alan muhalefet, bu stratejiyi boşa çıkarabilirdi; ama yapamadı.   CHP, MHP ve HDP uzlaşarak, alternatif bir cephe oluşturamadı.  Muhalefetin, alternatif bir cephe oluşturamamasının nedenlerini şöyle sıralayabilirim:
Birinci neden: Devlet Bahçeli’nin uzlaşmadan uzak “Hayırcı” tutumudur. Kılıçdaroğlu’nun önerdiği,  Başbakanlık teklifini bile hakaret ederek reddetti.
İkinci neden; CHP’nin, AKP ile 39 gün görüştükten sonra kalkıp:”AKP bize koalisyon ortaklığı teklif etmedi.” Demesidir. Bunu, görüşmelerin ilk günü söyleyebilirdi ve böylece 40 gün heba olup gitmezdi.
Üçüncü neden: PKK’nın 7 Haziran öncesi almış olduğu eylemsizlik kararını bozmasıydı. PKK eylemsizlik kararını sürdürseydi ve “Sen ne yaparsan yap. Ben seninle bu savaş oyununu oynamayacağım.” Deseydi, AKP’nin bu stratejisini büyük oranda boşa çıkarabilirdi.
Dördüncü neden: 7 Haziran’ın hemen ertesinde muhalefet partilerinin; “Biz, AKP ile hiçbir şekilde koalisyon kurmuyoruz.” Açıklaması da yanlıştı. O gün, AKP’nin oyları %35’e bile düşse, AKP’siz hükümet kurulmuyordu.
Beşinci neden:  Seçim hükümetinde görev almamak da bir hataydı. Böylece CHP ve MHP dokuz bakanlığı, AKP’ye hediye etmiş oldu. Eğer hükümete girselerdi, en azında hükümet, hesapsızca kullandığı devlet imkânlarının yarısını kullanamayacaktı.
Altıncı neden: PKK’nın, YDG-H’nın savaşı şehir merkezlerine taşıması, demokratik özgürlüğü sadece öz savunma ve hendeğe indirgeyen davranışı da yanlıştı. Halk buna ilk günden tepki verdi; ancak bu yanlışta ısrar edildi. HDP’nin gücü maalesef bu yanlışı önlemeye yetmedi.”
HDP Diyarbakır milletvekili Altan Tan’nın görüşleri böyle. Fakat şunu da unutmayalım, Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim sonuçları açıklandıktan sonra, zaten erken seçimi kafasına koymuştu. Hiçbir şekilde koalisyon hükümetinin oluşmasına izin vermeyecekti. O yüzden, ana muhalefet partisi genel başkanı Kılıçdaroğlu’na hükümet kurma görevi vermedi ve bir seçim hükümeti kurarak ülkeyi,  1 Kasım’da erken seçime götürdü.
Belli ki Cumhurbaşkanı, AKP’nin tek başına iktidar olması için, her yolu deneyecekti. Kendisinin başlattığı çözüm sürecinin sona erdirilmesi, PKK  ve IŞİD’le mücadelenin başlatılması, HDP’yi baraj altında bırakmak için yoğun bir propagandanın yürütülmesi,  bu niyetini yeterince açıklıyor. 7 Haziran’a kadar eylemsizlik kararını sürdüren PKK’nın yeniden eylemlere başlaması, art arda gelen ölümler ve canlı bomba eylemleri de Erdoğan’ın işini kolaylaştırdı. Yaratılan bu güvensizlik ve korku ortamında Halk, özgürlüğünü güvenliğine feda ederek yeniden AKP’ye yöneldi. Binali Yıldırım ne diyordu? ” 1 – Kasım başarısının mimarı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.”

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir